SAÇ EKİMİNİN TARİHİ

Saç ekimi yirminci yüzyılın ikinci yarısına kadar uzanır. İlk önceleri ilkel metotlarla yapılan saç ekimi son on yıldır teknolojik gelişmelere paralel olarak büyük bir ilerleme ve gelişme sağlamıştır.

            Saç ekimi ilk defa 1940 yılında Japon dermatolog olan Dr. Okuda tarafından Punch tekniği ile saç follikülü toplanması yapmıştır. Bu teknikte saçlı deriden alınan deri adacıklarını yanık olan kaş ve bıyık kısımlarına nakledilmiştir.

            1943 yılında Japon dermatolog Dr. Tamura tarafından Strip tekniği ortaya çıkmıştır. 1-3 saç teli içeren küçük grefterleri akratmıştır. Greftleri saçlı deriden mekik şeklinde keserek elde etmiştir.  

            1970’li yıllarda ise Amerikalı dermatolog Dr. Orentreich saç ekim işlemlerinin kurallarını yayınlamıştır.

            1988 yılında greftler mikroskop altında incelenirken Dr. Bob Limmer saçın tek olarak değil de bir grup halinde büyüdüğünü farkederek bu küçük grupları da Folliküler Ünit (FU) olarak adlandırmıştır. Folliküler Ünit greft olarak kullanıldığında daha önce kullanılan mikrogreft ve mingreftlere göre daha naturel sonuçlar elde edilmesini sağlamıştır. Böylelikle bu zamana kadar kullanılan Strip  tekniği ile saç naklini birleştirerek ”FUSS” (Follicular Unit Strip Surgery) ortaya çıkmıştır.

            1990’lı yıllarda Avusturyalı Dr. Ray Woods tarafından ”FUE” (Folliküler Ünit Ekstraksiyonu) geliştirilmiştir. Bu metotun amacı, ince iğneler kullanılarak çok daha az komplikasyona neden olması, daha kibar bir yöntem olması ve herhangi bir iz bırakmamasıydı. Bu yöntem günümüzde biraz daha gelişmiş hali ile kullanılmaktadır.

SAÇ YAPISI

  Saç insanları birbirinden ayıran karakteristik özelliklerden biridir. Şekli, rengi, uzunluğu itibariyle herkesi birbiriniden ayırır. Kişilerin zevkleri ve beğeniler doğrultusunda saçların görünümü de değişmektedir. İnsanları bu kadar değiştirebilen saçların yapısını gelin birlikte inceleyelim.

            Saç üç değişik tabaka olan korteks, medulla, kütikül ve bir tür keratin içeren maddeden oluşur. Keratin kopmaya ve aşınmaya karşı olan bir proteinden oluşmaktadır. Bu tabakalardan olan korteks saçın büyük bir bölümünü oluştururken, kütikül ise birbirinin üzerini örten kiremite benzer hücrelerin oluşturduğu bir dış tabakadan oluşur.  Saç teli kişiden kişiye fark göstemekle beraber kalınlığı 0,05 ile 0,09 mm arasındadır.

Saçın renkleri esas olarak saşın etrafındaki melonistler tarafından üretilir. Bu şekilde farklı ton ve renklerde saç oluşur. Yaş ilerledikçe saçta siyah ve beyaz pigmentli bir karışım sonucunda gri renk oluşur. Erken yaşta görülen saç grileşmesi ise ani bir pigmentasyon kaybından dolayıdır.

            Saçın anajen, katejen ve telojen olmak üzere 3 tane yaşam döngüsü vardır. Anajen 1000 gün, katejen birkaç hafta, telojen ise 100 gün sürer. Saçlar ortalama ayda 1 cm kadar uzar. Ve yaklaşık her gün ortalama 100 saç dökülmektedir.

BURUN ETİ BÜYÜMESİ (KONKA HİPERTROFİSİ)

Burnumuzda 3 adet sağda 3 adet solda olmak üzere toplam 6 adet burun eti bulunmaktadır. Geniz eti ve polipleri burun etiyle karıştırılmamalıdır. Burun etleri solunan havayı ısıtır, nemlendirir ve temizler. Solunum yolu için vazgeçilmez dokulardır. Burun eti üzerindeki ar tabakası sayesinde solunan hava temizlenir.

            Burun etleri aynı boyda değildir, gün içinde geçici olarak da olsa bazen küçülür ve büyürler. Soğuk havalarda burnumuzun tıkalı olmasının nedeni de budur. Çünkü soğuk havalarda burnumuzun eti büyür bu da tıkanmaya neden olur. Alerjik nezle ve sinüzit gibi hastalıklardan dolayı sürekli damla kullanmak, kötü hava ortamlarında bulunmak gibi nedenlerden dolayı burun eti kalıcı olarak aşırı büyür ve nefes alıp vermemizi zorlaştırır. Eğer burun eti büyümesi hafif ve orta derecede ise ilk başta ilaç tedavisi uygulanır. Eğer ilaçla küçülmüyorsa ya da burun eti büyükse ameliyatsız bir çözüm uygulanır.

            Son zamanlarda en çok uygulanan tedavi ise radyo frekans yöntemidir. Bu yöntemin pek çok avantajı vardır.

-Lokal anestezi ile yapılır.

-Burun içinde kesi yapılmadığı için kanama olmaz.

-İşlem ofis ortamında da yapılabilmekte ve maksimum 10 dakika gibi kısa bir sürede tamamlanmaktadır.

            Bu yöntemde burun etleri tamamen alınmamakta sadece küçültme yapılmaktadır. Çünkü burun etlerinin yukarıda bahsettiğimiz gibi vücudumuza çok sayıda yararı vardır.

BOYUN GERME AMELİYATI ( NECK LİFT )

                        Yüzümüz üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde üst yüz, şakak bölgesi, kaşlar yer almaktadır. İkinci bölümde ise çene altı, alt yüz yer almaktadır. Üçüncü bölümde ise boyun bölgesi yer almaktadır. Her bir bölgeye tek tek cerrahi işlem yapılmaktadır. Tek bir işlemde de cerrahi işlem yapılmaktadır.

                        Boyun germe ameliyatında boyun derisi ve kaslar serbest bırakılarak yukarıya doğru asılır. Çene açısı belirlenerek sarkma ve kırışıklıklar giderilir. Boyun germe ameliyatı herhangi bir dikiş izi kalmaz. Böylelikle daha estetik ve daha gergin bir boyun görünümü sağlanır. Boyun germe ameliyatında derinin elastikiyeti ve güneş hasarı çok önemlidir. Boyun germe muayenesinde hastadan ayrıntılı ve tıbbı özgeçmiş istenmektedir. Boyun germe ameliyatı yapılırken aynı anda da başka bir estetik operasyonu yapmakta mümkündür. Yapılacak bu estetik operasyonu ise hasta ile ayrıntılı bir şekilde görüşülmektedir.

YÜZ GERME AMELİYATI ( FACE LİFT, RHYTİDECTOMY )

                        İnsan yüzü yer çekimi, sigara, dengesiz beslenme, güneşin olumsuz etkileri yaşın ilerlemesi ile yüz kemikleri incelerek hacim kaybetmeye başlar. Yüzümüzdeki yağ dokusu zayıflayarak incelir buruş ve bollaşır. Cildimiz genellikle 50 yaşından sonra yüzümüze bol gelmeye başlar. Bol gelen cildin bir kısmı ise kırışmaya başlar. Yüz germe ameliyatının amacı ise bu bol gelen kısmı alarak cildi gerginleştirmektir.

                        Yüz germe ameliyatında kulak ile yanağın birleştiği bölge kesilerek fazla deri buradan çıkarılmaktadır. Bu işlemle yapılan operasyonda ameliyat izi kalmaz. Ama kulak önünde ve arkasında yapılan işlemle bir takım ameliyat izi kalmaktadır. Yüz germe ameliyatı için yaş ortalaması 50 ve üzeridir. Ama yaşına göre cildi çok kırışmış insanlar için de yapılabilmektedir.  Yüz germe ameliyatı sonrasın da yüzde biraz şişlik ve morluk görülebilmektedir. Şişlik ve morluk bir hafta içerisinde geçmekte ve dikişlerde alınmaktadır.  Bu ameliyatın orta yüz bölgesine hiçbir etkisi yoktur. Böyle bir sorununuz varsa bunun için ayrı bir endoskopik orta yüz ameliyatı olmanız gerekmektedir.

GÖZ KAPAĞI ESTETİĞİ (Blefaroplasti)

Gözlerimiz yüz ifademizi oluşturur. Göz kapakları yaşlanmanın en fazla kendini gösterdiği bölgedir. Çünkü yapısı gereği hem çok ince deriye sahip olduğundan ileriki yaşlarda kırışması kaşınılmaz olur, hem de göz çevresi çok hareketlidir. Göz kapakları sarkmış, göz altı şişmiş ve düşük üst göz kapakları insanı hep yorgun ve üzgün gibi gösterir. Göz kapağı derisi gençlerde kısa ve gergindir. Gözlerin fazla yorulmasından ya da yaşlılığa bağlı olarak göz kapaklarında belirli bir zaman sonra torbalanma görülebilir ya da bollaşabilir. Göz kapağı estetiği sayesinde bu tür problem ortadan kalkmış olur. Göz kapağı estetiğine genellikle 30-40 yaşlarında ihtiyaç duyulur.

            Göz kapağı estetiği lokal anestezi ile sakinleştirici ilaçlar eşliğinde yapılır. Fakat yapılacak ek işlemler ya da hastanın konforu nedeniyle genel anestezi de yapılabilir. Çok ince bir iğne ile göz kapağı uyuşturulur. Kesi için üst göz kapağının katlanma yeri seçilir. Alt göz kapağının kesi yeri ise kirpiklerin hemen altıdır. Böylelikle herhangi bir iz görünmez. Ameliyat süresi yaklaşık 1- 3 saat arasındadır. Hasta aynı gün taburcu olabilmektedir. Ameliyat sonrası hafif bir ağrı görülebilir. Bu ağrılar içi basit ağrı kesiciler kullanmak yeterli olur.

            Bazı sistemik hastalıklar göz kapağı ameliyatının riskini artırır. Bunlar; hipertansiyon, tiroid hastalıkları ve göz yaşı kuruluğudur. Ameliyat sonrasında her ameliyatta olduğu gibi birkaç gün şişlik ve morluk görülür.

KULAK ESTETİĞİ (Otoplasti)

Kulak estetiği operasyonu eksik kıvrımları şekillendirmek, büyük kulakları küçültmek ve kepçe kulakları başa doğru yakınlaştırmak amacıyla yapılır. Dört yaş itibariyle kulaklar geliştiği için dört-on yaş arasındaki çocuklara kulak estetiği ameliyatı yapılabilmektedir. Ameliyat ne kadar erken yaşta yapılırsa çocukların dış çevrede karşılaşacağı sorunlar da o derece azalacaktır. Erişkin insanlar için çok fazla bir risk söz konusu değildir.

            Kulak estetiği ameliyatı genellikle ayakta cerrahi tedavi olarak yapılır. Fakat Çocuğunuz küçükse genel anestezi yapılır. Bu şekilde çocuğunuz operasyon boyunca sürekli uyku halinde olur. Erişkin ve büyük çocuklarda ise lokal anestezi ile birlikte ilaçlarla uyuşturularak operasyon yapılır.

            Kulak estetiği ameliyatı yaklaşık iki saat sürmektedir. Tabii bu süre kulaktaki probleme göre komplike olgular olursa daha uzun da sürebilir. Kulağın arka yüzündeki kesi ile kıkırdak dokuya ulaşılır ve buradan ya bölümle çıkarılır ya da doku çıkarılmadan kıkırdak hafifçe törpülenerek kulağa şekil verilir. Daha sonra kulağın anatomik yapısı bozulmadan kulak geriye doğru kıvrılır ve yeniden açılmaması için kalıcı dikişlerle dikilir. Kulağın arkasından kesi yapıldığı için herhangi bir iz kalmaz.

            Operasyondan sonra çocuk ve erişkin hastalar birkaç saat içinde toparlanıp evlerine gidebilirler.

KEPÇE KULAK AMELİYATI

 

 Kulak hem fonksiyonel açıdan hem de estetik açıdan oldukça önemli olan bir organımızdır. Kulakta birçok şekil ve estetik bozukluklar görülmektedir. Kulakta en fazla görülen şekil bozukluğu ise kulak kıkırdaklarının zayıf olması nedeniyle kulak kıvrımlarının yeterli olarak oluşmayarak ve bundan dolayı da öne-yana doğru açılarak oluşan kepçe kulaktır.

            Kepçe kulak operasyonları kulağın gelişimini tamamladığı dört yaşından itibaren yapılabilir. Çok ciddi bir operasyon değildir ve bu yüzden lokal anestezi yapılabileceği gibi genel anestezi de yapılabilmektedir. Kepçe kulak ameliyatında kulak arkasında yapılan kesi ile kıkırdaklar normal açı ile şekillendirilir. Dikiş izi kulak arkasında olacağı için herhangi bir iz kalmaz. Yaklaşık 1,5 -2 saat süren operasyonda kullanılan teknik kulaktaki problemin çeşidine göre değişmektedir.

            Ameliyat sonrası hastanın on gün boyunca kulaklara hafif basınç uygulayan bandaj takması yeterli olacaktır.

            Bazı kepçe kulaklar doğuştan kısmen ya da tamamen oluşmamıştır. Bu gibi durumlarda biz çok ameliyatla vücudun çeşitli bölgelerinden kıkırdak alınarak yeni bir kulak kepçesi oluşturulur. Ayrıca kanser ya da kaza gibi nedenlerden dolayı kulaklarını kaybeden kişiler için de bu şekilde kulak kepçesi oluşturulmaktadır.

PORSELEN LAMİNATE KAPLAMALAR (Dental Veneers)

            Estetik açıdan göze hoş görünmeyen dişler için uygulanan kozmetik bir çözümdür. Porselenden üretilen laminate kaplama yarı geçirgen ve ince bir tabakadır. mevcut dişe uygun bir şekilde özenle hazırlanır. Kaplamanın iç yüzü ile dişin ön yüzü özel bir yağıştırıcı ile yapıştırılır. Bu şekilde sağlam yapı bozulmayan renkeriyle dişlere doğallık kazandırmış olur.

Porselen laminate kaplamanın birçok avantajı vardır:

– Çok kısa bür sürede doğal ve sağlıklı bir görünüş kazandırır.

– Renkeri bozulmayan ve sağlma maddelerden imal edilir.

– Yapılan dişlerinizin bir kopyası yapılarak memnun olmadığınız taktirde üzerinde değişiklik yapılabilmektedir.

– Kahve, sigara ve çay gibi etkenler dişinizin rengini değiştirmez.

Porselen laminate kaplamanın iki tane dezavantajı vardır. Bunlar;

– Diğer uygulamalara göre sağlık üstünlükleri olmasına rağmen biraz daha planlıdır.

– Çok hassas teknik olduğu için konunun uzmanı kişiler tarafından güzel bir klinik ve laboratuvar çalışması yapılmalıdır.

Porselen laminate kaplama; aşınmış ve kırık dişlere, yapısı bozulmuş eski dolgulara, ayrık dişlere ve eğri-çarpık dişlere uygulanır.

Ağız bakımına dikkat edildiği taktirde son derece uzun ömürlü bir uygulamadır. Ayrıca çok sert gıda yemek yemekten kaçınarak da kaplamanın ömrünü uzatatabilirsiniz.

DENTAL İMPLANTLAR (DİŞ EKİMİ)

 

            Halk dilinde vidalı diş ya da çakma diş olarak bilinen diş implantlar;  doğal dişlere en iyi alternatif olarak çıkmıştır. Çünkü protez ve köprülere oranla daha iyi çiğneme ve daha iyi konuşma fonksiyonu sağlayarak yüzünüzde doğal bir görünüm kazandırır. Diş implantlar; eksik olan dişlerin estetiğini ve işlevliğini yeniden kazandırmayı amaçlayarak uygun malzemelerden yapılan ve çene kemiğine yerleştirilen yapay diş köküdür.

            Diş implantları oldukça güvenli ve kalitelidir. İmplant yerleştirmeye uygun kemik olduğu taktirde ister tek diş, isterseniz de birden fazla diş eksikliğinde implant uygulanabilir.

İmplantın başarılı olması için implant konulacak bölgede çene kemiğinin vidayı kabul edecek genişlikte ve yükseklikte olması gerekir. Tabi kemiğin kalitesi de başarıyı etkileyen diğer husustur.

            Diş implant uygulamasında hastanın tercihine göre lokal ya da genel anestezi yapılmaktadır. Operasyonun yapıldığı gün hafif ağrı olabilir. Bu ağrılar da ağrı kesici kullanılarak giderilir. Yarım saat gibi çok kısa süre içinde yapılan dental implantlar kullanılan malzemenin ithal olması ve çok yüksek teknoloji ile üretilmiş olmasından dolayı oldukça pahalıdır.

 

KÖPRÜLER

 

 

                                                                                                                                            Dişlerimiz bizim için çok önemlidir. Yemek yerken, şarkı söylerken, konuşurken ve gülerken hep dişlerimiz kullanırız. Bu yüzden dişlerimizin bir ya da birkaçını kaybedersek hem sağlığımız açısından hem de görünüşümüz açısından oldukça önemli rol oynar. Bir diş kaybedildiği zaman diğer dişler zamanlar o boşluğa doğru kayarak diş eti ve kemik dokularında tahribat oluşturur.

            Bir ya da birden fazla diş kaybedildiği zaman oluşan boşlukları doldurmak için komşu dişlerden destek alarak bir tedavi uygulanır. Bu yönteme köprü adı verilir. Köprü sabit ve hareketli olmak üzere iki çeşittir.

            Sabit köprü: Uzman tarafından bağlantıları koparılabilen köprüdür. Kayıp dişin oluşturduğu boşluğa doğru yandaki dişlerden destek alınarak yapıştırılır. Doğal dişlere hazırlanan kuronlarla tutturulur.

            Hareketli köprü: Kişiler tarafından ağız temizliği sırasında çıkarılıp takılabilen köprülerdir. Ama günümüzde pek kullanılmamaktadır.

            Köprü altın alaşımlar, kıymetli olmayan alaşımlar ve porselenden yapılır. Ağzımıza köprü yaptırdıktan sonra onları çok iyi korumalıyız. Dişler günde en az iki kere fırçalanmalıdır. Ayrıca plakları temizlemek için de diş ipi ve özel fırçalar kullanılmalıdır. Özellikle diş ipi ve özel fırçalar köprünün etrafını, altını ve doğal dişle olan bağlantısını çok iyi temizlemektedir. Köprünün ömrü köprüyü planlayan kuran diş hekimine bağlıdır.

KURON VE KÖPRÜLER

 

 

            Çürüyerek kırılan ya da başka şekillerde aşınan dişleri küçültüp kaplanmasına kuron denir. Dişlerin herhangi bir nedenden dolayı kırılması sonucunda ağızda boşluk meydana gelir. Bunun sonucunda da dişeti problemleri, çiğneme kuvvetinde değişiklik, estetik açıdan bozulma gibi problemlar ortaya çıkar. Diğer dişlerden destek alarak ara boşluklar doldurularak köprü yapılarak bu tür sorunlar giderilmiş olur.

            Diş ve dişeti ile uyumlu standart metal ya da değerli metal alaşımları kullanılarak yapılan kuronlara metal destekli korun ve köprüler denir. Mekanik olarak dişe yapıştırılırlar. Diş eti çekildiğinde diş ile birleşilen bölgede çirkin bir görünüm oluştururlar. Fotoğraf makinasının flaşı gibi bazı ışıklarda ağızda hiç diş yokmuş gibi koyu bir renk görüntüsü verirler.

Güçlendirilmiş porselenden yapılan, ve ışığı geçirdiklerinden dolayı dişte canlılık ve derinlik ortaya çıkaran kuronlara metal desteksiz full porselen kuronlar denir. Doğal dişe en yakın dişlerdir. Kimyasal ve mekanik olarak dişe yapıştırılır. Nikel gibi alt yapıda kullanılan metallere karşı allerji riski yoktur. Diş eti çekilmelerinde estetik görünümlerini korurlar.

KURON (TAM KAPLAMA)

       Dişi güzelleştirmek, korumak ve sağlamlaştırmak amacıyla hasarlı dişi eski haline getirmek için uygulanan kaplamaya kuron denir. Daha çok zayıf dişlerin kırılmasını önlemek, diş implatına üst yapı olarak, dişteki dolguyu restore etmek ve şekli bozuk-kırık dişleri kaplamak için yapılır.

            Kuronlar altın, porselen, akrilik, kompozit ya da daha değersiz alaşımlardan yapılır. Diş hekimi uygun malzemeyi seçerken dişlerdeki renklenmeleri, dişeti dokusunun yeri, gülümseme esnasında görünen dişlerin miktarı gibi işlevleri göz önünde bulundurur.

            Kronlamaya başlamadan önce diş hekimi eğer varsa çürükleri temizleyerek dişin modelinin alınması için ölçü alır. Daha sonra kron hazılandığı zaman diş hekimi dişlerinize yerleştirerek yapıştırır.

            Kuronların bakımı oldukça önemlidir. Kırılmaması ve zarar görmemesi için sert gıdalardan kaçınmanız gerekir. Günde en az iki kere dişlerinizi fırçalamanız gerekir. Ayrıca bakteri oluşumunu önlemek için diş ipi ve özel fırçalar kullanılmalıdır. Ayrıca altı ayda bir diş hekiminize giderek dişelerinizin rutin kontrolünü yaptırarak kuronların ömürün uzatmış olursunuz 

PORSELEN LAMİNALAR (LAMİNATE VENEER)

 

            Porselen laminalar dişlerin ön yüzeyinden çok az miktarda mine dokusu kaldırılarak dişe yapıştırılan porselen yapraklardır. Bu yüzden en koruyucu tedavi şeklidir.

            Uygulama çok kısa sürmektedir. Hastanın dişinde ölçü alınarak bir model yapılır. Ağrısız bir işlemle dişler prepare edilerek ana ölçü alınır ve geçici lamina yapıştırılır. Son ölçüye göre de porselen laminalar hazırlanarak özel bir yapıştırıcı ile resin adı verilen materyal ile dişlere yapıştırılır. Dişleri lamialardan ayırmak oldukça zordur. Bu yüzden kırılmaya karşı dayanıklıdır. 

            Porselen Laminalar dişlerinden memnun olmayanlara, dişlerinde renk değişimi olanlara, ön dişleri aşınmış ve kırık olanlara, büyük diş dolgusu olanlara ve dişlerinde aralık olanlara uygulanmaktadır. 

PORSELEN KÖPRÜ DİŞLER

                                                        

 Zinkonyum porselen köprü dişler de metal yerine beyaz bir renk olan zinkonyum alaşım kullanılmaktadır. Köprü yada metal desteksiz köprüler diye adlandırılan porselen köprü diş sisteminin en büyük avantajı çok yüksek ve dayanıklıdır.  Arka dişlere yapıldığında ise estetik bir görünüm sağlamaktadır. IPS porselen dişler güçlendirilmiş porselen yapısı ışık geçirgenliğinin iyi olması nedeniyle özellikle ön dişlerde daha çok tercih edilmektedir. Çürük kırık veye başka nedenle aşırı madde kaybı olan dişlerde küçültülüp kaplanması işlemine kron işlemi denilmektedir. Köprü ise bir veya birden fazla diş eksikliğinde araboşlukların doldurulmasına verilen işlemdir. Metalsiz kron köprüler dişlerden herhangi birinin madde kaybına maruz kalması sonucu dişte boşluklar meydana gelmektedir. Bu işlemlerde metal destek kullanılmaktadır. Alt yapısında metal olmadığı için diş eti hizasından koyu bir renk çizgi olmaz.

PORSELEN DOLGU

 

                                                                                                                                                                                                                                                               Dişte madde kaybı varsa eğer diş dolgusu kaçınılmazdır. Ve genel olarak ise arka azı dişlere yapılmaktadır. Diş dolguları hem estetik hem de sağlık açısından uzun vadeli ve güvenilir bir tedavi yöntemidir. Diş dolgusunda anal kural olarak iyi ve kaliteli bir oyuk hazırlanmaktadır. Dişlerde kullanılan dolgu tipleri dişin konumuna ve işlevine bağlıdır. Önceden en yaygın dolgu maddesi olarak gümüş amalgam kullanılmaktaydı. Bu tür dolgular aslında civa , gümüş ve diğer metel alşımlarından oluşmaktadır. Porselen dolgular diş dokusunu koruma amaçlı olarak geliştirilmiş bir dolgu yöntemidir. Porselen dolgu daha estetik ve daha kullanışlıdır. Amalgam dolguların yerine porselen dolgu daha çok tercih edilmektedir. Dişle aynı sertlikte olan porselen dolgu ısırma kuvvetlerinden oluşan kırılmalrı önler ve dişin eskisi kadar sağlıklı olmasını sağlar. Porselen dolgu diş renginde olduğu için çıplak gözle ayırt edilmeyecek kadar doğaldır. Yapılan porselen dolgu ile hasta dişinde hiç dolgu yokmuş gibi uzun yıllar sağlıklı ve estetik dolgulu dişlerini kullanır.

GÜLÜŞ TASARIMI

                        

Mutluluğun en güzel ifadesi samimi bir gülüşle  dışa yansır ve bulaşıcı bir dalga ile çevresindekilere yansıtmaktadır. En sert bir ifade bile tatlı bir tebessüm karşısında yumuşamaktadır. Güzel gülebilmek, ruhtaki güzelliği dışarıya doğru yansıtabilmektir. Ancak herkesin yüz anatomisi buna her zaman müsait değildir.

GÜLÜŞ TASARIMI NEDİR : Gülüş tasarımı hekimlik ve sanatın birlikte uygulanarak, size özel ideal gülüşünüzü yenilemektir. Ayrıca sizin birtakım kişisel isteklerinizle sağlık ve doğallık da birleşerek size sağlıklı ve doğal bir gülüş planlamaktır.

GÜLÜŞ TASARIMINA NEREDEN BAŞLANIR : Size  yakışan estetik bir gülüş ifadesi belirlerken  gülüşümüzün faktörleri ……..

  • Cinsiyetiniz
  • Yüz hatlarınız
  • Yaşınız
  • Gülüş simetrisi
  • Dişleriniz
  • Dudaklar
  • Çene yapınız ve gıdınız
  • Dişlerinizin sıralanışı ve renkleri

 

Gülüş tasarımın da ilk önce yüz hatlarınız  hangi geometrik şekle uyduğu tespit edilerek başlanır. Kişinin yüzündeki hatlar dişin hangi formda  seçilmesi gerektiğini  şifrelerini içerir. Kadın ve erkek anatomisi birbirinden farklıdır. Erkeklerde yüz hatları daha keskin ve belirgindir. Kadınlarda ise geçişler daha yumuşak burun ve kaş kemerleri daha siliktir. Dişlerde de aynı paralellik vardır. Gülüş tasarımı için daha detaylı bilgiyi hekiminize danışarak alabilirsiniz.

DİŞ BEYAZLATMA ( BLEACHİNG )

            Etkileyici ve güzel bir gülümsemenin anahtarı pırıl pırıl ve bembeyaz dişlerdir. Diş beyazlatma işlemi bir çok nedenden dolayı uygulana kozmetik bir çözümdür. Dişlerin doğal renkleri yıllara ve kullanılan çay,kahve, sigaranın etkisiyle koyulaşmaktadır. Nedeni ne olursa olsun herkes dişlerinin daha beyaz ve estetik görünmesi ister. Diş beyazlatma işlemi için iki tip uygulama vardır.

 * Office Bleaching Diş hekimi tarafından klinikte uygulanan yöntem

 *  Home Bleaching Hastanın kendi evinde uygulayacağı yöntem 

            Office Bleaching  işlemi hekim tarafından klinikte ve yaklaşık olarak 45 -50 dk kadar tek işlemle  uygulanmaktadır.  Dişe sürülen beyazlatıcı maddenin üzerine beyazlatmayı hızlandıran bir ışınla uygulanmaktadır. Kullanılan beyazlatma jelleri genellikle karbonitperosit ihtiva etmektedir. Günümüzde kabul edilmiş iki sistem mevcuttur. Zoom sistemleriyle led ışığı plazma teknolojisi kullanılmaktadır. Zoom yönteminde farklı dalga boyunda ışın yayan cihaz kullanılmaktadır. Kullanılan cihazlar beyazlatma jelinin özelliklerini aktive ederek hızlı bir sonuç alınması sağlanmaktadır.

Home  Bleaching işlemi ise hekim tarafından verilen jellerle hasta kendi kendine günün belirli saatlarında uygulamaktadır.Genellikle geceleri ve günde 5 – 8 saat süre hastanın ağzında kalması istenmektedir. Bu işlemin süresi ise 10 gündür. Uygulama süresinin uzun olduğu için Office tipi  uygulama daha çok tercih edilmektedir. Beyazlatma işlemi kalıcı bir işelmdir. Genellikle beyazlatma işlemi yaptıran hastalar 6 aylık periotlarla kontrol ettirmeleri gerekir. Genellikle tek seferlik işlem ile beyazlatma pekiştirilir. Beyaz dişler gençlikle özleştirildiğinden estetik görünümlü olmak isteyenler tarafından oldukça arzulanır. Ancak şunu belirtmeliyiz ki abartılı bir beyazlık çoğu durumnda estetik olmayabilir. Her zaman için ağız ve yüz yapısına uygun düşen doğal tonlar daha estetik bir görünüm sağlayacaktır.

KOMPOZİT REÇİNE DOLGU

                                                       

            Kompozit reçine dolgu makraskopik olarak birbirinden ayrı iki yada daha fazla malzemenin bir araya getirilmesi ile imal edilen bir karışımdır. Kompozit reçineler içerisinde silikon dioksit parçacıkları ihtive eden plastik bir karışımdan meydana gelmektedir. Bu malzemeler diş ile aynı renkte olduğu için beyaz dolgu olarakda adlandırılmaktadır. Önceleri bu işlem yalnızca ön dişlerde kullanılmaktadır.

            Kompozit reçine işlemi günümüzde en çok ve en son uygulanan koruyucu diş hekimliği işlemlerinden biridir. Çoğu durumda az miktarda diş kaybı olan hastalarda kullanılmaktadır.  Kompozit dolgu işlemi hazırlanmış kaviteler tabaka tabaka yerleştirilir ve her tabaka özel bir ışıkla sertleştirilir. Bu işlem bitince kompozit dolgular dişe göre şekillenir ve düzelir. kompozit dolguların ağızda kalma süreleri 7 ila 10 yıldır. Ancak çok büyük dolgularda amalgam dolgu önerilmektedir. Kompozit reçine dolguları hemen hemen bütün yaş grubuna uygulanabilmektedir. Aşınma nedeni ile restore edilmiş dişlerde çok dikkat edilmesi gerekir. Bu tarz öneriler geniş fasial yüz restorasyonları içinde geçerlidir.

ADEZİV SİSTEM ( BONDİNG )

 

Diş rengini ve şeklini değiştirmek için dişi büyüytmek veya kusurunu tedavi etmek amaçlı dişe uygulanan bir işlemdir. Bu amaçal kullanılan malzemeler mikrofil ajanlar doğal dişin dış yüzeyine tutularak şekil ve renk bozuklukları kolayce giderşlmektedir.  Günümüzde bu işlem hekimler tarafından en son yapılan bir uygulamadır. Bu işlemi uygularken çoğu zaman uyuşturma işlemi bile yapılamz. Adeziv sisitemi ile dişler estetik açıdan daha gzüel görünmektedir. Adeziv işlemi ile uygulanan dişlerin yaklaşık olarak ömürleri 5 ila 10 yıldır. Diger işlemlere göre adeziv işlemi daha ekonomiktir. Yaklaşık olarak adeziv işlemi 15 dakika ile 1 saat sürmektedir. Uygulanacak işleme göre seans sayısı değişmektedir. Adeziv işlemi günüzde en çok tercih edilen tedavi yöntemleri arasındadır.  Adeziv işlemi tüm yaş gurubu için uygundur.

AMELİYATSIZ ÇENE BÜYÜTME

 

Ameliyatsız çene büyütme operasyonunda kalıcı dolgular kullanılmaktadır. Bu kalıcı dolgularla çene ucu büyültülerek istenilen görüntü sağlanılmaktadır. Yapılan bu işlem hem estetik açıdan güzel ir görünüm sağlar hem de kalıcı bir işlemdir. Estetik yaptırmak isteyenler için ameliyatsız çene büyütme işlemi bulunmaz bir fırsattır. Yapılan bütün değişiklikler kalıcı ve doğaldır.

ÇENE VE ELMACIK KEMİĞİ PROTEZLERİ

             

 

Çene ve elmacık kemiği protezleri, çene ucu veya elmacık kemiği bölgesini daha çıkıntılı bir hale getirmek amacıyla kullanılır. Bu ameliyatta amaç küçük bir çeneyi ya da yetersiz elmacık kemiklerini büyütmek ve çıkıklaştırmaktır.

 Ameliyat doğru planlanırsa bu tür protezlerin çok faydalı etkileri bulunmaktadır. Ancak yanlış bir şekilde kullanılır ve  uygulanırsa doğallıktan ve estetikten çok ters  kötü sonuçlarda oluşabilmektedir.

 

ÇENE UCU PROTEZLERİ : Genellikle ağzın içerisine yerleştirilir ve yüzde herhangi bir ameliyat izi kalmaz. Bu amaçla çeşitli protezler kullanılmaktadır. Çene ucu protez kullanımı hasta ile birlikte karar verilmelidir. Eğer çeneniz küçükse ve değişikliğe de ihtiyacınız varsa çenenizi büyütmenizi tavsiye ederiz.

 

ELMACIK KEMİĞİ PROTEZLERİ :  Hemen  hemen çoğu insanın elmacık kemikleri yüz tiplerine göre büyüktür. Çene kadar önemli olmasa da elmacık kemikleri yüz yapımızı çok etkilemektedir. Bu nedenle de yapılan estetik operasyonda bu tür bir protez yüzünüzde ciddi bir değişiklik yapabilir. Ancak teknik uygulaması nispeten zordur.

 

NE ZAMAN ELMACIK KEMİĞİ PROTEZLERİ – NE ZAMAN ENDOSCOPİC

Burada çok önemli bir noktayı  vurgulamak lazım…. Konu çok küçük bir çeneyse fazla da düşünecek bir şey olmuyor. Yapılması gereken çeneyi büyütmek bunun ne tür bir protezle yapıldığı  sadece  teknik bir detay. Elmacık kemiklerinde durum tabi ki farklıdır. Bu arada dikkat edilmesi gereken bir konu var. Eğer elmacık kemiği yetersizliği  yanlış yorumlanırsa  yerleştirilen protezler yüzü şişman ve yuvarlak gösterecektir. Bu konuda oldukça sık rastlanan bir hatadır. Protez  sadece elmacık kemiklerini dışarıya doğru çıkıklaştırır. Yüzün diğer bölgelerine hiçbir etki yok denecek kadar azdır. Oysa sarkmış yanakların kaldırılması  (endoscopic lifting ) yüzün bütün yapısını etkilemektedir. Bu ameliyatta amaç anatomik olarak çene seviyesinde duran yanak dokularını yukarıya elmacık kemiklerinin seviyesine çıkartmaktır. Böyle bir ameliyat düşünüyorsanız mutlaka doktorunuzla ayrıntılı bir konuşma yapmalısınız.

 

AMELİYAT : Çene protezleri ağız içerisinden,  alt dudağınızın en derin yerinden yada çene altından yapılan bir kesim ile yapılmaktadır. 

Çene altından konulması protezin mikroplu olmasını önleyen ağza değmeden  en temiz şekilde konulması sağlanmaktadır. Çene altında birkaç santimlik kesim yapılmakta ve belli belirsiz iz kalmaktadır.

Ağız içi hem kirli bölge  hem de bu hat üzerinde duyu sinirleri vardır. Bu nedenle ameliyatta bu sinirlerin üzerlerinden atlamak gerekir.

Elmacık kemiği protezleri ise her zaman ağız içerisine konulmaktadır. Kesim ise üst dudak içerisinden ve en derin yerinden yapılarak protez yanak altından konulur.

Bütün ağız iç kesimleri emilebilir bu nedenle alınması gereken dikiş genellikle olmaz.

ÇENE EKLEMİ SORUNLARI

              

Çene eklemi rahatsızlığı daha çok genç ve orta yaşlarda görülen bir hastalıktır. Çene eklemlerinin tam açılmama, hiç açılamama çene açıldıkça yerinden çıkma gibi fonksiyon bozukluğunun tamamını kapsamaktadır. Bu rahatsızlık baş ağrısı ve kulak çınlaması yapmaktadır. Çene ve yüz kaslarında da kaymalar ve kısıtlılık görülmektedir. Eklemin onarımı, eklemin ortadan kaldırılması ve suni bir eklem oluşturulması gibi girişimlerle sorunlar çözülebilmektedir. Yapılan girişime göre değişen bir ameliyat sonrası bakım ve tedavi süreci de vardır. Ya çene hareketleri tamamen kısıtlanır ya da hastaya sürekli çene hareketleri önerilmektedir. Çene eklemi ameliyatı genel anestezi altında yapılmaktadır. Operasyon bir gün sürmektedir.

GÜLÜŞ TASARIMI

                                                                                                          Mutluluğun en iyi resmi samimi bir gülüşle  dışa yansır ve bulaşıcı bir dalga ile çevresindekilere yansıtmaktadır. En sert bir ifade bile tatlı bir tebessüm karşısında yumuşamaktadır. Güzel gülebilmek, ruhtaki güzelliği dışarıya doğru yansıtabilmektir. Ancak herkesin yüz anatomisi buna her zaman müsait değildir.

 

GÜLÜŞ TASARIMI NEDİR : Gülüş tasarımı hekimlik ve sanatın birlikte uygulanarak, size özel ideal gülüşünüzü yenilemektir. Ayrıca sizin birtakım kişisel isteklerinizle sağlık ve doğallık da birleşerek size sağlıklı ve doğal bir gülüş planlamaktır.

 

GÜLÜŞ TASARIMINA NEREDEN BAŞLANIR : Size  yakışan estetik bir gülüş ifadesi belirlerken  gülüşümüzün faktörleri ……..

 

·        Cinsiyetiniz

·        Yüz hatlarınız

·        Yaşınız

·        Gülüş simetrisi

·        Dişleriniz

·        Dudaklar

·        Çene yapınız ve gıdınız

·        Dişlerinizin sıralanışı ve renkleri

 

 

Gülüş tasarımın da ilk önce yüz hatlarınız  hangi geometrik şekle uyduğu tespit edilerek başlanır. Kişinin yüzündeki hatlar dişin hangi formda  seçilmesi gerektiğini  şifrelerini içerir. Kadın ve erkek anatomisi birbirinden farklıdır. Erkeklerde yüz hatları daha keskin ve belirgindir. Kadınlarda ise geçişler daha yumuşak burun ve kaş kemerleri daha siliktir. Dişlerde de aynı paralellik vardır. Gülüş tasarımı için daha detaylı bilgiyi hekiminize danışarak alabilirsiniz.

OTANTİK CERRAHİ – ISIRMA BOZUKLUKLARI

           

                                                                                                                 Üst ve alt çenenin birbirine ve yüzdeki diğer oluşumlara ( yanaklar, burun, gözler) göre uyumsuzluğu, hem görünüm hem de işlevsel açıdan sorunlar yaratmaktadır. Bu uyumsuzluk ve bozukluklar gelişimsel ya da hastalık sonucu ve kazalar sonrası ortaya çıkmaktadır. Böyle kişiler hem konuşma hem de estetik  ve beslenme problemi ile karşı karşıya kalabilirler.

 

Çenedeki gelişimsel şekil bozuklukları çok değişik tiplerde olabilmektedir.

 

·        Yüz normalden kısa veya uzundur.

·        Diş etleri gülümserken çok aşırı görülebilir.

·        Üst çenenin geride olması

·        Üst çenenin ileride olması

·        Alt çenenin ileride olması

·        Alt çenenin geride olması

·        Üst çenenin geride olması alt çenenin ileride olması

·        Ön dişlerin kapanma kusuru

·        Alt çenenin yana kayması

·        Çene ve yüzde asimetrik görünüm

·        Sadece çene ucunu içeren bozukluklar

 

Eğer çenedeki şekil bozukluğu dişleri içeriyor ise, yani ısırma bozukluğu var ise çoğunlukla böyledir. Yapılan cerrahi müdahale daha kapsamlıdır. Bu gibi durumlarda hasta daha önce 6 ay gibi bir süre ortodonti tedavisi görmelidir. Bu tedavi sırasında dişler çekilebilir veya pozisyonları değiştirilebilmektedir. Ameliyat sonrasında dişler yeni pozisyonunu alması hastanın üst ve alt çenesine istediği gibi kullanması 2 ila 8 hafta arasında değişmektedir. Bu dönemde hasta sıvı gıdalarla beslenmelidir. Diş bakımının da iyi yapılması çok önemlidir. Ameliyat sonrası kişiye göre ortodonti tedavisi 6 ay süreyle devam etmektedir.

ÇENE EKLEMİ HASTALIKLARININ TEDAVİSİ

 

Kraniyomandibuler eklem olarak da bilinen çene eklemi, ağzımızı açmaya ve kapatmayı sağlayan eklemdir ve kafa ile alt çenenin kemiği arasında  yer almaktadır. Çene eklemi  tüm eklemler gibi kıkırdak yapıdan meydana gelmektedir. Eklem diski çene ekleminin hareketlerini sağlayan her iki yüzü konkav kıkırdak bir yapıdır. Çene eklemi fonksiyon bozuklukların nedenleri darbeler, kazalar ve romatizma diş kasılmalarına bağlı olabilmektedir.

 

Alt çenenin temel işlevsel görevi çiğnem ve konuşmadır. Maksimum çene açıklığı sırsında çene eklemi iki farklı konumda hareket yapmaktadır. Menteşe gibi öne doğru kayma ve rotasyon hareketleridir.

 Ağızda normal pozisyonda kapanmalar, çiğneme kaslarında spazmlar görülmektedir. Bu da çene eklemi fonksiyon bozukluklarının en önemli nedenleridir. Çene eklemi fonksiyon bozukluğunun da görülen ağrının klasik üçlemesi vardır.

 

* Ağrı

* Eklemden gelen ses

* Kısıtlı çene hareketliliği

 

Kısıtlı çene hareketi ise; eklem diskinin geri dönüşsüz öne doğru çıkıklarında, eklem yapışıklığı ve kireçlenmelerinde elmacık kemiği kırıkları meydana gelmektedir. Çene eklem rahatsızlıkları nedenlerinin tespiti gerekse tedavinin planlanması doktor tarafından dikkatli yapılması gerekir. Tanın tam yapılabilmesi için bilgisayarlı tomografi, eklem garfileri veya manyetik rezonans yapılmaktadır. Tedavi yöntemi ise ilaç kullanımı, fizik tedavi, eklemin kapalı olarak yıkanması ve açık eklem cerrahisi gibi çok çeşitlidir.

 

 

 

 

ÇENE UCU ESTETİĞİ

Çene yüzümüzün en altında bulunan, yüz ile boyun arasında bağlantıyı sağlayan bölgemizdir. Kafa tası ile yaptığı eklem yardımıyla  ağzımızı açıp kapatma fonksiyonunu sağlamaktadır. Burun ucu gibi çene ucu da yüzümüzün diğer bölümleri ile aynı orantıda olmalıdır. Aksi takdirde yan profilden hiç de estetik olmayan bir profil ortaya çıkabilir.

 

 Çene ucunda yapılacak cerrahi müdahaleler bazı standartlara göre değişmektedir. Bu kriterler arasında en önemli unsur alt ve üst dişlerin birbirlerine olan uyumu ve ısırma anındaki konumlarıdır. Isırma problemi yok ise hastada istenilen estetik çene ucu görünümü sadece çene ucuna yapılan bir cerrahi müdahale ile sağlanılır.

 

Çene ucu estetiği ameliyatlarında genel olarak Genioplasti ameliyatları adı verilmektedir. Ameliyat ağzın içerisinden küçük bir kesik ile yapılmakta ve herhangi bir iz kalmamaktadır. Ameliyatta dikiş ipleri kendiliğinden eriyen iplerle yapılmakta ve bu nedenle de ameliyat sonrası dikiş alınmasına gerek kalmaz. Çene ucu ameliyatı genel anestezi altında yapılmaktadır. Yaklaşık olarak ameliyat 1 saat sürmektedir. Bir gün hastanede kalındıktan sonra evine taburcu edilir. Ameliyat sonrası ağrı azdır ama her ihtimale karşı ağrı kesicide önerilmektedir. Ağız içerisindeki kesikler iyileşene kadar sıvı gıdalar tüketilmelidir. Çene ucu estetiği ameliyatı sonrası geçicide olsa alt ve üst dişlerin birbirine bağlanmasına gerek olmaz.

ÇENE EKLEMİ AĞRILARI

Çene eklemi, her yöne hareket eden yapısı nedeniyle vücuttaki diğer eklemlerden farklı fonksiyonelliğe sahiptir. Çene eklemimiz alt çene kemiği ile kafatası kemiği arasında yer almaktadır. Bu eklem sayesinde ağzımızı hareket ettirmekteyiz. Çene eklemi fonksiyonel özelliklerinden dolayı vücudumuzda oldukça fazla öneme sahiptir.

 

Kabaca ağız kapama açma olarak ifade edilen bu fonksiyonel özellik konuşma, beslenme ve mimikleri yansıtma gibi konuları da içermektedir. Genel bir araştırma yapılırsa toplumun önemli bir kesiminde çene eklemi bozukluklarına ve ağrılarına çok sık rastlanmaktadır. Ancak bu bozukluklar kişiden kişiye değişmekte ve faklı kapsamda şiddetli ağrılar görülmektedir. Bu gibi bir çok şikayeti hastalık olarak kabul etmek gerekir ve bir an önce tedavi sürecinin başlanması gerekmektedir.

ORTOGNATİK CERRAHİ

 

Üst ve alt çenenin birbirine ve yüzdeki diğer oluşumlara ( yanaklar, burun, gözler) göre uyumsuzluğu, hem görünüm hem de işlevsel açıdan sorunlar yaratmaktadır. Bu uyumsuzluk ve bozukluklar gelişimsel ya da hastalık sonucu ve kazalar sonrası ortaya çıkmaktadır. Böyle kişiler hem konuşma hem de estetik  ve beslenme problemi ile karşı karşıya kalabilirler.

Çenedeki gelişimsel şekil bozuklukları çok değişik tiplerde olabilmektedir.

  • Yüz normalden kısa veya uzundur.
  • Diş etleri gülümserken çok aşırı görülebilir.
  • Üst çenenin geride olması
  • Üst çenenin ileride olması
  • Alt çenenin ileride olması
  • Alt çenenin geride olması
  • Üst çenenin geride olması alt çenenin ileride olması
  • Ön dişlerin kapanma kusuru
  • Alt çenenin yana kayması
  • Çene ve yüzde asimetrik görünüm
  • Sadece çene ucunu içeren bozukluklar

 

Eğer çenedeki şekil bozukluğu dişleri içeriyor ise, yani ısırma bozukluğu var ise çoğunlukla böyledir. Yapılan cerrahi müdahale daha kapsamlıdır. Bu gibi durumlarda hasta daha önce 6 ay gibi bir süre ortodonti tedavisi görmelidir. Bu tedavi sırasında dişler çekilebilir veya pozisyonları değiştirilebilmektedir. Ameliyat sonrasında dişler yeni pozisyonunu alması hastanın üst ve alt çenesine istediği gibi kullanması 2 ila 8 hafta arasında değişmektedir. Bu dönemde hasta sıvı gıdalarla beslenmelidir. Diş bakımının da iyi yapılması çok önemlidir. Ameliyat sonrası kişiye göre ortodonti tedavisi 6 ay süreyle devam etmektedir.

ÇENE EKLEMİ ANKİLOZU

Estetik çene ekleminin kafa kemiklerine kaynamasına ankiloz denir. Çene eklemi hareket eden yapısıyla diğer eklemlerden farklı bir özelliğe sahiptir. Çene kemiği ile kafatası kemiği arasında yer almaktadır. Ve bu eklemimiz sayesinde ağzımızı kapatıp ve açmaktayız.

 

Çene eklemi ankilozu çene kemiği ile kafatası kemiklerinin birbirine kaynaması sonucu ortaya çıkmaktadır. Çene ekleminde en belirgin travma nedenidir. Özellikle çocukluk yaşlarında kırık ve çıkıklardan yanlış tedavi edilmesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Çene ekleminde hasta ağzını açı kapmakta kısıtlık yaşamaktadır. Özellikle beslenme ve konuşurken çok problem yaşar bu da hastayı sıkıntıya düşürür.

ÇENE KEMİĞİ KİSTLERİ

 

Çene kemiği kistinin tanımı, içi sıvı ile dolu etrafı kapsülle çevrili patolojik dokudur. Çene kistleri çoğu kişide görülür ve oldukça sık rastlanmaktadır. Çene kemiğinin dokusu içerisinde büyüyerek kemik harabiyeti yaratmakta klinik olarak önemli bir vakadır.

 

Çene kemiği kistlerinin bir çoğu şikayete neden olmaz diş tedavilerinde çekilen röntgen filminde ortaya çıkar. Bunun dışında kistler büyük hale ulaşınca çok ciddi şikayetler meydana gelmektedir.

 

Çene kistlerinin büyük bir bölümü alt çene kökünde oluşmaktadır. Üst çene de kist oranı az sıklıkta oluşmaktadır. Bu kistlerin önemli bir kısmı diş ve diş etlerinden kaynaklanır. Bu kistler diş köklerinden alınmaktadır. Kistlerin kaynaklandığı dokunun özelliği ve kistin tipine göre farklı tedavi uygulanmaktadır. Tedavi sonrasında da kistler farklılık göstermektedir.

ÇENE KEMİKLERİNİN UZATILMASI( DİSTRAKSİYON – OSTEOGENEZİS )

 

 

Distraksiyon  osteogenesiz, kabaca kemik uzatması olarak tarif edilmektedir. Ortopedi tarafında bu tekniğe boy uzatılması yöntemi denilmektedir. Çene kemiklerinde kısalık olana hastalar erişkin yaşlarda (18 yaşından sonra ) ortognatik  cerrahi girişimi ile tedavi edilmektedir. Ancak küçük yaşlarda da çene uzatma ameliyatını uygulamak gerekir. Çene kemiği uzatılması ameliyatı hasta yaşları 2 ila 21 yaş arasında değişmektedir.

 

Çene kemiklerinde kısalık olanlar ilk öncelikle ayrıntılı bir muayene olmaları gerekmektedir. Muayene sonrası bilgisayarlı tomografi çekilmeli ve incelenmelidir. Detaylı muayene ve filimler den sonra ameliyatın şekline ve niteliğine karar verilmelidir.

 

Çene uzatma ameliyatı tam teşekküllü bir hastanede yapılmalıdır. Çene uzatma ameliyatı genel anestezi altında yapılmaktadır. Çene uzatma ameliyatı ağzın içerisinden ve ağzın dışarısından yapılmaktadır. Her iki yöntemde de çene kemiğine distraktör adı verilen bir cihaz yerleştirilir. Ameliyat yaklaşık 1 ila 3 saat arasında sürmektedir. Ameliyattan 5 -7 gün sonra uzatma işlemine her gün 1 mm olarak uzatılır. Uzatma işlemi tam olarak bittikten sonra 6 hafta cihaz orada kalır. Sonrasında filimler çekildikten sonra kemikleşme görüldükten sonra cihaz çıkarılır. Hastalar ameliyat sonrası sert gıdalar yerine sıvı gıdalar tüketmeliler. Ağıza pansuman dikkatli ve titizlikle yapılmalıdır.

 

 

ÇENE EKLEMİ AĞRI NEDENLERİ

 

Çene eklemi rahatsızlıklarının en önemli sebebi travmadır. Çene eklemi travma grubu içerisinde  zorlu diş çekimleri 20’lik diş çekimi dişlere darbe alma uyumsuz protez kullanımı gibi yanlış tedaviler çene eklemi ağrı nedenleri olmaktadır.

 

Travma dışında ise görülen belirtiler çene hareketleri sırasında  sert lokmalar, uyurken dişleri fazla sıkma alışkanlıklar göze çarpan unsurlar arsında yer almaktadır.

 

Aşırı endişelik, depresyon, uyku bozukluğu ve strese bağlı baş ağrıları da çene eklemi ağrılarına neden olmaktadır. Uykuda ve stres durumunda sürekli dişlerin sıkılması  çene etrafındaki çiğneme kaslarının kasılmasına sebep olur ve çok şiddetli ağrıya yol açabilir

ÇENE EKLEMİ AĞRI BELİRTİLERİ (SEMTPOMLARI )

 

Çene eklemi rahatsızlığının ilk belirgin özelliği ağız açma- kapama esnasında ve yemek yerken eklemden rahatsız edici ses gelmesidir. Çoğunlukla bu seslere ağrı eşlik etmez. Ancak bu sesler yemek yerken ve uyku esnasında diş sıkma durumlar ağrı belirtilerine neden olmaktadır. Çene eklemi ağrılarında hiç geç kalınmadan ve biran önce tedavi edilmesi gerekir.

 

Bu şikayetlerle hekime başvuran hasta detaylı bir şekilde muayene edilmesi gerekmektedir. Muayene sırasında radyolojik tetkikin yanı sıra MR çekilerek eklemler iyice incelenmeli ve değerlendirilmesi gerekir. Tüm bulgular incelenerek tedavi için en uygun yöntem seçilmelidir.

ÇENE EKLEMİ TEDAVİSİ

Çene eklemi rahatsızlıklarının tedavisi fizik tedavi, plastik cerrahi, rehabilitasyon ve çene yüz protez uzmanları tarafından yapılmaktadır. Diş sıkma, gıcırdatma, çiğneme gibi durumların neticesinde kasların üzerine çok fazla yük binmektedir. Bu durum neticesinde de çok şiddetli çene ağrıları meydana gelmektedir. Çene eklemi tedavisinde ilk adımda ilaç tedavisine başlanmalıdır. Eklemi rahatlatmak hem de çene eklemini rahat ve sağlıklı kullanmayı öğrenmek gerekir.

 

Çene eklemi rahatsızlıklarının cerrahi tedavisi genel anestezi altında yapılmaktadır. Çene eklemi tedavisi tam teşekküllü bir hastanede yapılması gerekir. Çene eklemi ameliyatı kulak önünden bir kesikle yapılmakta ve kesik izi belli olmamaktadır. Ameliyat sonrasında fizyoterapist seansları ile cerrahi işlemin başarısı daha çok artacaktır.

ÇENE EKLEMİ ANKİLOZU TEDAVİSİ

             

Çene eklemi ankilozu tedavisi kesinlikle cerrahi yöntemlerle yapılmaktadır. Çene eklemi ankilozu ameliyatı genel anestezi altında ve tam donanımlı bir hastanede yapılmaktadır. Çene eklemi ankilozu ameliyat süresi vakanın ciddiyetine göre değişmektedir. Ameliyat yaklaşık 2 ila 3 saat sürebilmektedir. Ameliyat sonrası herhangi bir iz kalmamaktadır. Hasta ameliyattan 2 ila 3 gün sonra taburcu edilir. Ameliyat sonrası iyileşme hızlı sürmesi için fizyoterapist seansları gerekmektedir.

ÇENE KEMİĞİ KİSTLERİ TEDAVİSİ

  

Çene kemiği kistlerinin tedavisinde ana amaç kist dokularının tamamı kemik içerisinden çıkartılmalıdır. Kist kazınarak kist tedavisi tam olarak yapılamaz. Mevcut kist dokusunun tamamı cerrahi bir müdahale ile nazik bir şekilde yapılmaktadır. Çene kemiği kistlerinin kaynaklandığı dokuların farklı özelliklerinden dolayı değişik oranlarda nüksetme olasılığı vardır. Çene kemiği kistlerinin tamamı çıkarılırsa tamamen bir iyileşme sağlanmış olunur. Bu arada önemli bir konuda ameliyattan sonra sürekli doktor kontrolünde olmak gerekir. Düzenli olarak tahlil ve tetkiklerin takip edilmesi hasta için en önemli unsurdur

ÇENE KIRIKLARI TEDAVİSİ

Çene kırıklarının tedavisinde değişik teknikler yer almaktadır. Bu teknikler arasında schnee teli ile üst ve alt çeneyi birbirine bağlanması ve titanyum miniplaklar kullanarak kırıkların tespitini kolayca bulmaktır. Bu yöntemin tedavi esnasında getirdiği zorluklar vardır. Bunlar  yeterli ve düzgün gıda alamama ağız hijyeninde zorluk görülmektedir. Çene kırıklarında tedavi sonrasında çene ekleminde hareketsizliğe bağlı olarak ağız açma ve kapama fonksiyonunda kusur ve ağrı görülmektedir. Titanyum vücuda zarar vermeyen bir metal olduğu için bu tip plaklar çene kırıklarında kullanılmaktadır. Titanyum mini plakları ameliyat sonrası kırıkların iyileşmesinden hemen sonra çıkartılması gerekir. Çene kemiğinin gelişimini kötü etkilemesinden dolayı bu plakların çıkartılması gereklidir. Ocuk yaşta olan vakalarda bundan dolayı absorbe olan mini plakların kullanılması önerilmektedir. Aynı zamanda yetişkin hastalarda da absorbe plakları isteğe göre kullanılmaktadır.

ÇENE KIRIKLARI TEDAVİ ÖNCESİ

        

Çene kemiği kırıklarında geç kalınmadan hekime gitmek gerekir. Hekim tarafından dikkatli bir şekilde muayene etmek gerekir. Kırığın tipine göre  çene ameliyatı  ağzın içinden ve dışından yapılmaktadır. Çoğunlukla bu tür ameliyatlar ağız içerisinden yapılmaktadır.

 

Çene kırığı ameliyatı genel anestezi altında ve tam teşekküllü bir hastanede yapılmaktadır. Ameliyat süresi endikasyonuna göre değişmekte  45 dakika ile 2.5 saat sürmektedir. Ameliyat sonrası alt ve üst çenenin bir birine bağlanmasına gerek yoktur. Ağız hijyenine dikkat edilmesi gerekir. Ağız hijyeni için gargara kullanılması ve dişler için de yumuşak fırça kullanılmalıdır. Çene kırıkları ameliyatı sonrası antibiyotik ve ağrı kesici kullanılması gereklidir. Ameliyat sonrasında yumuşak ve sıvı gıdalar tüketilmelidir.

DUDAK YARIĞI

 

 Dudak yarığı, dudakta küçük çentiklenmeden çift taraflı ve farklı şekillerde olmaktadır. Dudak yarığı olan hastalarda sıklıkla diş arkasının dizildiği alveol dediğimiz kemik yapıda yarıklar bulunmaktadır. Dudaklarında yarık olan bebekler çokça problem yaşamakta ama meme emmesine engel bir durum teşkil etmemektedir. Dudak yarığı olan bir bebeği üç aylık iken ameliyat edilmesi gerekir. Dudak yarığı ameliyatında estetik olarak amaç normale yakın bir görünüm elde etmektir. Bu ameliyatların erken dönemde olması çocuklardaki  gelişim ve psikolojik sorunlarını ortadan kaldırmak için en iyi çözümdür.

 

 

DAMAK YARIĞI

                                  

Damak yarığı sadece yumuşak  damağı ya da tüm damağı da etkileyebilir. Yumuşak damak yarığı varsa 3 ay süreyle bir tedavi uygulanabilmektedir.  Tüm damak dokusunda bir yarık varsa onarım  9 ay gibi bir sürede yapılmaktadır. Damak yarığında en önemli unsur bebeğin beslenmedir. Damağın yarık olması beslenme esnasında östaki borusuna solunum yolarına besinler kaçarak kulak iltihabına ve solunum yolu enfeksiyonuna neden olmaktadır.

 

Bu enfeksiyonlar nedeniyle bebeğin gelişimi kötü yönde etkilenecektir.  Bu nedenle bebeğin beslenmesi ile ilgili olarak profesyonel yardım alınması gereklidir. Damak yarıklarının onarımında fonksiyonun normale çok yakın olması için damağın uzatılmasının önemi de çok büyüktür. Cerrahi tekniklerden dolayı konuşmada sorunlar yaşanabilmektedir. Bu gibi durumlarda konuşma terapistlerinden yardım alınmasında oldukça fayda vardır.

DUDAK VE DAMAK YARIKLARININ GEÇ DEFORMİTELERİ

Dudak ve damak yarıklarının tedavi süresi yaklaşık olarak 3 ila 9 ayda yapılmaktadır. Ancak gelişim döneminde üst çene ve burunda şekilsel değişiklikler ortaya çıkmaktadır. Burunda asimetri yarık olan tarafta burun kanat asimetrisi ve burun kanat çökmesi gibi bir takım sorunlar görülmektedir. Bu ve benzeri sorunlar 5 yaşından önce yapılırsa sıkıntısız ve sorunsuz başarı sağlanmaktadır. Damak üst çenenin bir bölümünü oluşturduğundan dolayı geç dönemde üst çene bozuklukları ortaya çıkacaktır. Bazı hastalarda üst çenenin geri kalması alveol arkındaki düzensizlikleri teşkil edecektir. Üst çenedeki şekilsel bozukluklar 14 – 15 yaşında ortodonti tedavi eşliğinde cerrahi işlemle yapılmaktadır.

ÇENE AĞRISI

                                     

 

Çene eklemi, her yöne  hareket eden yapısı nedeniyle vücuttaki diğer eklemlerden farklı fonksiyonelliğe sahiptir. Çene eklemi çene kemiği ile kafatası arasında yer almaktadır. Bu eklem sayesinde rahatlıkla ağız açma ve kapatma sağlanmaktadır.

 

Çene eklemi fonksiyonel özelliklerinden dolayı oldukça önemli bir yapıya sahiptir. Ağız açama, kapama,mimik, beslenme ve konuşma gibi yansıtma konuları içermektedir. Genel olarak bir araştırma yapılacak olursa toplumun önemli kesiminde çene eklemi bozuklukları ve ağrıları ile karşılaşmak mümkündür. Çene ağrısını bir hastalık olarak kabul etmek gerekir.  Ayrıca ağrı hemen önemsenmeli hekime başvurulmalıdır. Geç kalınmadan hemen tedaviye başlanılması gerekmektedir.

ÇENE PROBLEMLERİ

                               

Diş ve çene ile ilgili problemler şiddetli baş ağrısına ve migrene neden olmaktadır. Çene enfeksiyonları ortak yerel alanda olduğu gibi yüz ve baş çevresinde orta şiddetli ağrılara neden olabilir. Çene problemleri temporo genel terimi veya mandibular eklem diskfonksiyonu  altında toplanabilir. Ciddi durumlarda çene tamamen kilitlenebilir.

Çene problemi ağrılarının nedenleri aşağıdaki faktörlerde belirtilmiştir.

 

·        Kötü alışkanlıklar

·        Diş gıcırdatma

·        Yanak ısırma durumları

·        Romatoid hastalıklar

·        Çene yapısı kıkırdak rahatsızlığı

·        Diş hizalama – Alt çenenin üst çeneyle dengesiz bir araya gelmesi

·        Kas gerginliği – Gereksiz kas hareketlerini çiğneme gibi

·        Travma – Araba kazaları düşme ve spor yaralanmaları omurga sorunları gibi

 

LAZER EPİLASYON SONRASI

 

1- Lazer epilasyon işlemi yapılan kıl kökleri 3-10 gün içerisinde uzayarak dökülür.

2- Lazer epilasyon uygulandıktan 2 gün içinde güneş ışınlarına maruz kalınmamalı ve solaryuma girilmemelidir.

3- Lazer epilasyon sonrasında duş alınabilir fakat peeling gibi cildi tahriş edecek işlemler yapılmamalıdır.

4- Hassas cilde sahip kişilerin lazer epilasyon sonrasında kızarıklıklar meydana gelebilir. Bu kızarıklıklar normal bir durum olduğu için birkaç saat içinde kendiliğinden geçer.

5- Kıl yoğunluğu seanslarda yaklaşık %15-20 oranında azalmaktadır. Seanslara düzenli olarak iştirak ederseniz ilk seanstan itibaren kıl sorunu yaşamayabilirsiniz.

6- Bazı insanların ciltlerinde hafif kabarıklık, sivilce ve kabuklanma görülebilir. Bunlar kendiliğinden geçmektedir.

7- Seans aralıkları vücut bölgeleri için ortalama 8 haftada 4-6 seans, yüz bölgesi için 4 haftada  6 -12 seanstır.  Hormonal bozukluklar, cilt ve kıl yapısı seans sürelerini etkilemektedir.

LAZER EPİLASYON ÖNCESİ

 

 

1- Lazer epilasyonu sağlık bakanlığının izin verdiği sağlık merkezlerinde yaptırılmalıdır. Uzman doktor gözetimi altında, uluslararası standartlara uygun epilasyon cihazları ile yapılmalıdır.

2- Lazer epilasyon yapılacak bölge temiz olmalıdır. Eğer yüz bölgesine yapıalcaksa makyaj olamamalıdır.

3- Lazer epilasyon uygulanacak bölgelerdeki kılların alımı  işlemin yapılacağı günden en az 20 gün önceden yapılması gerekir.

4- Uzayan kıllar seanstan üç gün öncesine kadar jilet ve makasla kısaltılmalıdır.

5- Lazer epilasyone gelmeden 15 gün öncesine kadar cildi aşındıracak ve soyacak işlemlerden uzak durulmalı, peeling yapılmamalı.

6- Lazer epilasyon öncesi tüylere sararma ve boyama işlemleri yapılmamalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Lazer epilasyon uygulamasında gerekenler nelerdir?

Kıl oluşumunda gerekli olgunlaşma evresinin tamamlaması beklenmelidir.
Vücut bölgeleri için ikişer ay ara ile ortalama 4-6 seans, yüz bölgesindeki daha ince kıllar için birer ay ara ile ortalama 6-12 seans gerekecektir. Bu seans sayıları kıl yapısına göre kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir.
Alexandrite lazer epilasyon sisteminden etkilenerek haraplanan kıl köklerinin daha sonraki yıllarda kıl üretmesi mümkün değildir.
Tıbbi gerçeklere göre ve etik lazer epilasyon uygulaması yapılmalıdır; ticari amaçlı kısa aralıklarla seans uygulaması yapılmamalı, gerçekleşmeyecek sonuçlar vaat edilerek ve sözde garantiler ile yanıltılmamalısınız…
Etkin dozda epilasyon uygulaması yapılmalı, düşük lazer epilasyon dozları uygulanarak seans sayısının arttırılması gibi ticari yaklaşımlarda bulunulmamalıdır.

CYNOSURE Apogee 5500 Elite lazer epilasyon sistemi ile gelişmiş ayar mekanizmaları sayesinde
en etkili ve güvenli doz seçilebilir, havalı soğutma sistemi ile acısız, hızlı ve konforlu epilasyon sağlanır.

Lazer epilasyon sağlık açısından zarar verebilir mi?

Hayır. Çünkü Lazer non-iyonize (iyonize olmayan) enerjidir. Bu da hücre mutasyonunu etkilemediğinin göstergesidir. Lazer Epilasyon ‘da kullanılan tüm lazer tipleri yalnızca kıl foliküllerini (kılın kök hücrelerini ) hedefler.

Kaç lazer epilasyon seansı uygulanması gerekir ?

Lazer ışığı anajen (aktif) aşamadaki kıl köklerini etkilemektedir. Bütün kökler aynı anda aktif olmazlar. Dolayısıyla telojen (pasif) kökler, aktif hale geldiklerinde bunlara da uygulama gerekecektir. Kalıcı bir çözüm, ancak birkaç lazer epilasyon seansından sonra elde edilir. Kılların kalınlığı ve yoğunluğu her vücutta farklı olduğu için kesin bir seans sayısı vermek mümkün değildir, kişiden kişiye ve bölgeden bölgeye değişmektedir. Ortalama olarak çoğunlukla 4-6 lazer epilasyon seansı yeterli olmaktadır. Lazer epilasyon uygulamasında cilt tipine göre doz seçimi yapılır. Bu sayede kıl köklerine etki edecek ama cilde zarar vermeyecek güçte çalışılarak en kısa sürede tedavinin bitirilmesi amaçlanır. Herkesin vücut yapısı ve hormonal seviyeleri, cilt tipi farklı olduğu için lazer epilasyonda sonuca ulaşmak için gereken süre kişiden kişiye değişir. Seanslar kılları anajen (büyüme) safhasında yakalamaya uygun sürelerde tekrarlanır.

Lazerin epilasyon yapma mekanizması

Milisaniyelik atışlarla cilde uygulanan lazer ışını, kıldaki melanin pigmenti tarafından emilir, çevre dokuya zarar vermeden cildi geçerek seçici olarak kıl kökünde yoğunlaşır, burada ısı oluşturur ve kıl kökünü tahrip eder. Birbirini izleyen birkaç seans sonunda uygulama yapılan bölge tüylerden arınır. İlk seanstan itibaren kıl sorunu yaşamazsınız.

Alexandrite Lazerin diğer epilasyon yöntemlerine göre üstünlüğü nedir?
Tüm dünyada yaygın kullanımı ile elde edilen deneyimler alexandrite lazerin diğer yöntemlerle kıyaslanamayacak kadar güçlü olduğunu kanıtlamıştır. Kalıcı olması, yok denecek kadar az acı oluşturması, kısa sürede büyük alanlarda uygulanabilmesi, özel bakım gerektirmemesi diğer üstün özellikleridir.
Lazer Epilasyon ‘da kullanılan Alexandrite lazer ışını kıldaki koyu rengi sağlayan melanin pigmenti tarafindan emilerek kıl kökünü yok eder. Lazer epilasyon sistemimizdeki hava soğutma sistemi bu sırada cildi korur ve acı hissini ortadan kaldırır. Epiderm son teknoloji Amerikan FDA onaylı CYNOSURE Apogee 5500 Elite Lazer Epilasyon sistemi kullanmaktadır; insan sağlığına zararı olmayan güvenilir ve etkili lazer epilasyon sistemi (Alexandrite laser) olduğu FDA tarafından bilimsel olarak belgelenmiştir.

Dijital spektrofotometre cihazı nedir, lazer epilasyon uygulamasında ne işe yarar?

Lazer ışınının doğru dozda kıl köküne ulaşarak tekrar kıl üretemeyecek şekilde hasar vermesi lazer epilasyon uygulamasındaki amaçtır. Bunu yapacak yeterli lazer dozu verilirken fazlasının verilerek lazer epilasyon sırasında ciltte tahriş veya yanık yaratmaması amaçlanmaktadır. Bu hassas ayarı uzman kişilerin dahi göz ile yapmaları çok zordur. Ciltteki Melanin, kandaki Hemoglobin ve cildin ışığı yansıtma özelliklerinin bir arada dijital spektrofotometre ile değerlendirilmesi ile uygun doz seçilmekte, zaman içinde ciltteki değişiklikler izlenerek lazer epilasyonda sürekli doz ayarlaması yapılmaktadır.

Bronzlaşmış, güneşten yanmış cilde lazer epilasyon yapılırmı?

Evet, NdYag tipi lazer ile bronzlaşmış, koyu renk ciltte yazın dahi lazer epilasyon uygulaması mümkündür. Fakat bazı merkezler 3 ayrı neden ile bu uygulamayı yapmayı uygun görmemektedir:
1- NdYag lazer fiziksel özellikleri nedeni ile kıl kökü derinliğine tam inemediğinden kalıcı etkisi düşük olmakta, bu da hasta memnuniyetsizliğine yol açmaktadır.
2- NdYag lazer’de Alexandrite lazerden farklı olarak ciddi ve kalıcı leke bırakan yanık oluşma riski mevcuttur.
3- NdYag lazer uygulamaları Alexandrite lazere göre çok daha acılı olmakta, uygulama yaptıran kişilerin bir çoğu gerekli doz verildiğinde tedaviyi terk etmektedir.
Lazer epilasyon asla acil bir tıbbi müdahale değildir, 2 ay kadar sonra cilt renginiz açıldıktan sonra bu uygulamayı yaptırmanız daha uygun olacaktır. Lazer ne demektir?

“Light Amplification by Stimulated Emission of Radiation” ın baş harflerinden oluşan İngilizce LASER kelimesinin Türkçe kullanımı “lazer”dir. Lazerler bir yönde ilerleyen ve enerji içeren yoğun bir ışık üretir. Lazer ışığı renkli olduğu gibi renksiz olup görülmeyebilir. Görünürlük dalga boyu ile ilgilidir. Dalga boyu ve gücü lazerlerin tıbbi kullanım alanlarını belirler. Günümüzde yaygın olarak farklı tipte ve dalga boyunda lazerler tıpta lazer epilasyon ve bir çok değişik amaçlarla kullanılmaktadır.

Lazer Epilasyon kontrol seansı nedir?

Büyük bölgeler (kol-bacak-sırt-göğüs-genital) için her seanstan sonra uygulama sırasında atlanmış olabilecek tek tük kıllar için seanstan 15-20 günlük süre sonra ücretsiz bir kontrol seansı uyguluyoruz. Bu uygulama bir rötuş mahiyetinde olup randevu alınarak gelinebilir. Gerek görülmediği taktirde kontrole gelinmemesi tedaviyi olumsuz etkilemez. Kontrol seansı belirli bir süreden sonra tedavinin seyrini bozmamak için uygulanamaz. Zamanı geçtikten sonra yapılan kontrol seansı kılın oluşum evresini etkileyeceğinden bir sonraki seanstan netice alınmasını engeller ve tedavi sürecini bozar.

Lazer güvenlimidir?

Tıbbın önemli teknolojik buluşlarından olan lazer son 30-40 yıldır gelişerek bir çok alanda (göz ameliyatlarından diş dolgusuna kadar) güvenle kullanılmaktadır. Bu kullanım alanlarından bir yenisi de lazer epilasyondur. Doğru vakada doğru doz seçilerek güvenli kullanım sağlanır. Lazerin epilasyon amaçlı kullanımında kanserojen etki yoktur, kimyasal bir madde veya radyasyon etkisi olmaz.
Lazer epilasyon kimlere uygulanabilir?
Mükemmel sonuçlar beyaz tenli ve koyu renkte kıla sahip kişilerde alınmaktadır. Ancak cildin ve kılın rengine bağlı olarak gerekli doz ve süre ayarlamaları yapılarak aynı sonuçlar elde edilmektedir. Yine de renksiz kıla ve siyah tenli kişilere lazer epilasyon uygulanmamaktadır. Lazer epilasyon 12 yaşından itibaren koyu renkte kıla sahip herkese uygulanabilir.

Lazer epilasyon hangi bölgelere uygulanabilir? Seans aralıkları ne kadardır?
Kaş ve göz arası haricinde gözleri özel koruma gözlükleri ile koruma şartı ile tüm vücut bölgelerindeki tüylere uygulanabilir. Seans araları yüz bölgesinde 4-6 hafta, vücudun diğer bölgeleri için 8-10 hafta arasında değişir.

Her seans kaç dakika sürmektedir?
Kullanılan cihazların özelliklerine göre değişmekle beraber, çok hızlı çalışma özelliklerine sahip cihazımız ile yüz 3-4 dakikada, bıyık 1-2 dakikada, bacaklar veya erkek sırtı gibi büyük bölgeler ise 30 dakika gibi kısa sürelerde tedavi edilir

Tedavi sırasında acı hissedilir mi?
Olası acı hissi kişiden kişiye değişmekle birlikte, genelde hastaların büyük çoğunluğu acı hissetmemektedir. Ancak hassas kişiler için, uygulamadan 1 – 2 saat önce acı duygusunu ortadan kaldırabilen kremler tatbik edilerek hiç acısız işlem yapmak mümkündür. Cihazımızdaki soğutma sistemi çoğu kişi için yeterli olmaktadır.

Kıl artışınızın hormonal bir soruna bağlı olduğu düşünülürse neler yapılacaktır?
Nadiren de olsa (% 2- 3) bazı kişilerde kıl sorunu hormonsal nedenlere bağlı olabilmektedir. Bu durumda kalıcı netice alınabilmesi için lazer epilasyon mutlaka tıbbi tedavi ile eş zamanlı olarak yapılmalıdır.
Lazer Epilasyon Tedavisi sonrasında iz kalır mı?
Lazer epilasyon uygulaması sonucu ciltte kızarıklık görülmesi beklenen bir durumdur. Normalde uygulamayı takip eden bir kaç saat içerisinde tamamen sona ermesi gerekmektedir. Ancak aşırı hassas ciltlerde veya aşırı doz verilen ciltlerde Lazer Epilasyon sonrası hafif kızarıklık benzeri bir tablo görülebilir. Bu durum 1-2 günlük tedavi ile iz kalmadan düzelir. Ayrıca Lazer epilasyon sonrası kişinin güneşlenmesi veya solaryuma girmesi, kalıtımsal pigmentasyon problemi bulunması gibi özel durumlarda ciltte açık veya koyu renklenmeler görülebilir. Genel olarak bu vakalar geçicidir ve zaman içerisinde geride hiçbir iz bırakmadan kaybolur.

Epilasyonda (lazer Epilasyonda) ne tip lazerler kullanılır?

Epilasyon amaçlı kullanılan lazerler alexandrite, ruby, diod, nd:yag olarak sayılabilir. Bu lazerlerin isimleri yaydıkları enerjinin dalga boylarına göredir. Lazer epilasyon sırasında lazer enerjisi kıl köküne ulaşana kadar cildi geçer. Lazer, kıl kökünde yüksek ısı etkisi yaparak kökün yok olmasını sağlar. Koyu renkli ve kalın tüyler ısıyı daha iyi tuttukları için lazer epilasyon ile tedavileri daha başarılıdır. Tüy rengi cilt renginden koyu olanlar en kısa sürede en az yan etki ile sonuca ulaşabilirler.

Lazer epilasyon nedir ve kıllara nasıl etki eder

Lazer epilasyon ile kıl kökü yok edilirken amaç seçici ısıtma yaparak yani kıl köklerindeki hücrelerin yakılarak hasara uğratılmasıdır. Kıl kökü tarafından emilen bu enerji, ısıya dönüşerek kıl kökünü tekrar büyüyemeyecek şekilde tahrip eder. Milisaniyeler süresinde cilde uygulanan lazer ışığı, cilde zarar vermeden geçerek kıl kökündeki pigmentlere nüfuz eder. Tüm lazer epilasyon türleri kıl gelişiminin geciktirip kılların daha zayıf ve azalarak çıkmasını sağlarlar. Kalıcı lazer epilasyon için kıl kökünün papilla denilen kısmının yok edilmesi amaçlanır. Tedavi esnasında tüylerin büyüme aşamaları olan anajen, katojen veya telojen fazda olması tedavi açısından önemlidir. Uygulama anında kılların farklı evrelerde olması, lazer epilasyonda sonucun ortalama 4-6 seans sonrası alınmasına neden olur. Lazer ışının uygulama süresi ve dozu kişinin cilt rengi ve yapısına göre değişiklik gösterir.

Bir lazer epilasyon seansı ne kadar sürer ?
Uygulama bölgesine göre lazer epilasyon seans süreleri değişmektedir. Ortalama olarak bıyık ve çene bölgesi 1-5 dakikada tamamlanırken, tüm bacaklar 30-45 dakika sürmektedir. Seans araları 4-6 haftadır.

Hangi bölgelere lazer epilasyon yapılabilir ?
Hemen hemen vücudun bütün bölgelerine lazer epilasyon uygulaması yapılabilir. Erkeklerde ve kadınlarda tüylenme dağılımı ve miktarı farklıdır. Esas olarak kadınların problemi olan aşırı kıllanma erkeklerin de kaş arası, elmacık kemiği üstü, sırt, boyun, göğüs ve ense gibi bölgelerde rahatsız edici olabilir. Her atışta 25-30 kıl kökü tahrip edilir ve bu sayede de lazer epilasyon uygulama süresi çok kısalır.

Lazer ışını nasıl epilasyon yapar?
Lazerin epilasyon yapma mekanizması: Milisaniyelik atışlarla cilde uygulanan lazer ışını, kıldaki melanin pigmenti tarafından emilir, çevre dokuya zarar vermeden cildi geçerek seçici olarak kıl kökünde yoğunlaşır, burada ısı oluşturur ve kıl kökünü tahrip eder. Birbirini izleyen birkaç seans sonunda uygulama yapılan bölge tüylerden arınır. İlk seanstan itibaren kıl sorunu yaşamazsınız.

Her cilt renginde lazer epilasyon uygulanır mı?
Lazer epilasyon uygulaması için en ideal aday açık cilt rengi üzerinde tüyleri koyu renk olanlardır. Son teknoloji ürünü Alexandrite tipi lazer epilasyon cihazları ile koyu cilt rengine sahip olanlar da dahil olmak üzere her cilt rengine uygulama yapılmaktadır. Bronzlaşmamak şartı ile her tüm mevsimlerde lazer epilasyon yapılabilir.

Lazer epilasyon güvenli midir ?
Tıbbın önemli teknolojik buluşlarından olan lazer son 30-40 yıldır gelişerek bir çok alanda (göz ameliyatlarından diş dolgusuna kadar) güvenle kullanılmaktadır. Bu kullanım alanlarından bir yenisi de lazer epilasyondur. Doğru vakada doğru doz seçilerek güvenli kullanım sağlanır. Lazerin epilasyon amaçlı kullanımında kanserojen etki yoktur, kimyasal bir madde veya radyasyon etkisi olmaz. Merkezimizde kullanılan FDA (Amerikan gıda ve ilaç dairesi) onaylı cihazlar ABD ‘den İngiltere’ye, Avustralya’ya kadar birçok gelişmiş ülkede kullanılmaktadır.
Lazerin ürettiği enerji belirli bir dalga boyunda ışıktan oluşmaktadır. Cilde zarar vermeden geçerek kıl köküne ulaşan bu ışık, vücutta herhangi bir artık bırakmaz. Örneğin röntgen ışınları vücutta radyasyon artığı bırakmaktadır ve belirli bir zaman içerisinde çok alınırsa risk doğurabilir. Ancak lazer ışığının vücutta bıraktığı herhangi bir artık yoktur ve dolayısıyla güvenlidir; herhangi bir kanserojen etkisi yoktur. Lazer epilasyon uygulamasının güvenilirliği ve etkisi, Amerikan gıda ve ilaç dairesi FDA (Food and Drug Association) tarafından 1997 yılında onaylanmıştır.

Lazer epilasyon tedavisi sonrasında iz kalır mı?
Lazer epilasyon sonrasında 5-10 dakika bazen yarım saat süren kızarıklık olabilir. Bu geçicidir. Soğutma sistemi olmayan lazer epilasyon cihazlarında ışığın cildin üst tabakasındaki melanin pigmentlerinden de emilmesinden dolayı ciltte yanık ve sonrasında leke iz kalma riski her zaman mevcuttur. Soğutma sistemli lazerde cildin ısınmasına fırsat verilmediğinden yanık riski azalır, çok nadiren hafif bir iz kalsa dahi zamanla tamamen geçer.Epiderm’de kullanılan alexandrite lazerin önemli bir üstünlüğü de kalıcı iz bırakmayan lazer tipi olmasıdır.

Lazer epilasyon kimlere uygulanabilir ?
Tüyleri koyu renk olan herkese, 12 yaşında itibaren kadın ve erkeklere lazer epilasyon uygulanabilir. İstenmeyen ve bazen aşırı olabilen kıllanma için pek çok epilasyon yöntemi bulunmaktadır. Bunların içinde “Lazer Epilasyon” ağrısız kolay uygulanabilmesi ve etkili olması sebebiyle en çok tercih edilen yöntemdir.
Mükemmel sonuçlar beyaz tenli ve koyu renkte kıla sahip kişilerde alınmaktadır. Ancak cildin ve kılın rengine bağlı olarak gerekli doz ve süre ayarlamaları yapılarak aynı sonuçlar elde edilmektedir. Yine de renksiz kıla ve siyah tenli kişilere lazer epilasyon uygulanmamaktadır. Lazer epilasyon 12 yaşından itibaren koyu renkte kıla sahip herkese uygulanabilir.

Gebelikte de lazer epilasyon uygulaması yapılabilir mi ?
Henüz klinik çalışmalar olmadığından herhangi bir olumsuz etki bildirilmemiş olmasına rağmen bebeğin oluşumunun gerçekleştiği ilk 3 aylık dönemde lazer epilasyon uygulamıyoruz.

Lazer epilasyon uygulaması sonrası cilt nasıl olmaktadır ?
Lazer epilasyondan sonra cilt üzerinde, birkaç saat içerisinde geçmek üzere hafif bir güneş yanığına benzeyen bir yanma hissi oluşabilir.

Lazer epilasyonun yan etkileri var mıdır ? Uygulama esnasında acı hissediliyor mu ?
Lazer epilasyon uygulamasının kalıcı bir yan etkisi yoktur. Uygulama esnasında kıl köklerinin, enerjiden etkilendiğini gösteren hafif kabartılar ve kızarıklıklar oluşabilir. Ancak uygulama bölgesinde oluşabilecek bu durum çok kısa bir süre içerisinde kaybolacaktır.Uygulama esnasında hafif bir yanma hissedilebilir. Ancak seans öncesinde uygulanan anestezi etkili kremler ile bu durum en aza indirgenebilir.

CYNOSURE Apogee 5500 Elite lazer epilasyon sistemi ile gelişmiş ayar mekanizmaları sayesinde
en etkili ve güvenli doz seçilebilir, havalı soğutma sistemi ile acısız, hızlı ve konforlu epilasyon sağlanır.

——————————————————————————————————————————-

Lazer Epilasyon Kimler tarafından uygulanabilir?

1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununa, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 9 uncu maddesinin (c) bendine ve 181 sayılı Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 43 üncü maddesine dayanılarak hazırlanan güzellik merkezi yönetmeliğine göre lazer epilasyon, Doktor (Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı, dermatolog, medikal estetik uygulamaları ile ilgili sertifika almış pratisyen tabipler ) tarafından yapılması gereken bir işlemdir. Kişiye ve bölgeye özel en efektif dozların uzman doktorlar tarafından belirlenmesi uygulama sonrası sonuçların başarısı açısından önemlidir. Zira işlemin olması gerekenden düşük dozda uygulanması seansların uzamasına, tam tersine yüksek olması ise ciltte yanık ve lekelenmelere yol açabilmektedır. İnsan vücuduna yapılan her işlemin bu işin uzmanı tarafından yapılması görülebilecek yan etkileri minimuma indirger. Lazer ile epilasyon uygulamasınında, diğer tıbbi işlemler gibi uygulamayı yapmada yetkili doktor tarafından yapılması gereken bir işlemdir. Özellikle Uygulama yapılan kişiler arasında hastalık bulaşma riskini yok etmek için de yetkili tabiplerce uygulanması önemlidir.
Sağlık Bakanlığı Tarafından 15.02.2008 tarihli 26788 sayılı resmi gazetede yayınlanan ‘’AYAKTA TEŞHİS VE TEDAVİ YAPILAN ÖZEL SAĞLIK KURULUŞLARI HAKKINDA YÖNETMELİK’’ ile lazer epilasyon dahil tüm medikal estetik uygulamaların hastane ve polikliniklerin sadece dermatoloji veya plastik cerrahi polikliniklerinde veya bu branş hekimlerinin özel muayenehanelerinde yapılması öngörülmüştür. İlgili yönetmelik mevcut Güzellik Merkezleri’nin en geç 01.01.2010 tarihinde kapanmasını öngörmektedir.

Lazer Epilasyon yaptırmadan önce doktor muayenesi gereklimi?

Lazer epilasyon erkek ve bayanlardaki yüz ve vücuttaki istenmeyen tüy ve batıkları yok edebilen tıbbi bir uygulama şeklidir. Uygulanmaya başlanmadan önce kişilere genel sistemik ve cilt muayenesi yapılmalı ve lazer uygulaması ile yapılacak epilasyon işlemi için uygun aday olup olmadıkları tesbit edilmelidir. Lazer epilasyon uygulanıp uygulanmayacağına, doz ve enerjiye mutlaka uygulamada yetkili doktor karar vermelidir.

Kimler Lazer epilasyon Yaptıramaz?

Lazerli epilasyon yöntemi istenmeyen kıllardan kurtulmak için çok iyi bir yöntemdir fakat kesinlikle yaptırılmaması gereken durumlar vardır. Kalp pili olan hastaların, sara hastalarının sağlık açısından yaptırmaması gereklidir.

Lazer epilasyon uygulaması nasıl yapılıyor?

Lazer ışınlarından, lazer epilasyon yapmak için yararlanırken temel prensip; kıl ve kıl kökünde bulunan ve kıla rengini veren melanin pigmenti ile ışığın etkileşimi, bu sayede ısı oluşumu, açığa çıkan ısı ile de içerisinde kıl mevcut olan kıl köklerinde epilasyon amaçlı tahribat meydana getirilmesidir. Epilasyon için üretilmiş lazer cihazlarında kullanılan ışının dalga boyu, siyah renk tarafından görülüp emilen dalga boylarındadır. Kıllarda bulunan melanin, üzerine düşen lazer ışınını absorbe eder (emer). Absorbe olan (emilen) ışın, ısı enerjisine dönüşerek kıl kökünü tahrip eder. Lazer epilasyon için kullanılan lazer ışınının cildin derinliklerinde bulunan kıl köküne kılın klavuzluğunda ulaşarak ısı enerjisine dönüşen lazer ışını ile kıl köküne hasar vermesi gerekir. Bunun sağlanabilmesi için de kökün içerisinde muhakkak kıl olmalıdır. Epilasyon için uygulamaya gelmeden önce bölgede çıkması beklenen maksimum kılın çıkmış olması gerekir. Uygulama öncesi 1 aylık sürede, kılı cımbız, ağda gibi kılı kökünden çekip çıkararak kıl kökünü boş bırakacak işlemlerin yapılmamış olması gerekmektedir. Lazer ile epilasyon uygulanmasından önce ağda gibi kıl kökünden kılı ayıracak işlemler yapılırsa kıl kökten alınmış olur. Böylece lazer ışığı kılı göremez. Kıl olmayınca ışığın köke ulaşma şansı yoktur. Dolayısiyle lazer epilasyon seansı büyük oranda etkisiz olur. Bu nedenle lazer epilasyon öncesi ağda ve epilasyon amaçlı makinalar ile kılı kökünden çıkararak kıl kökünün boş kalmasına neden olan uygulamalar yapılmamalıdır.Uygulama öncesi doktorunuz tarafından kıl ve cilt tipi tesbit edilir. Gerek kıl, gerekse cilt tipi uygulanacak etkin lazer ışınının dozunun ayarlanmasında önemli olduğu için epilasyon uygulamasının sonuçlarını etkileyecektir.

——————————————————————————————————————————-

Lazer epilasyon Kimlere yapılabiliyor??

Kendilerini istenmeyen tüylerden kurtulmuş olarak görmek isteyen bir çok kişi lazer epilasyon yöntemine başvuruyor. 12 – 18 yaş aralığındaki kişilerin aileleri kontrolünde, 18 yaşını aşmış olanların ise ilgili kanun ve yönetmelik çerçevesinde çalışan diledikleri bir lazer epilasyon uygulama yapan kuruma gidip yaptırabilecekleri bir yöntemdir.

Lazerli Epilasyon Hamilelere uygulanırmı?
Hamilelere lazer epilasyon yapılmamakta.

Lazer epilasyon vücudumuzda hangi bölgelere uygulanabilir ?
Lazer epilasyon vücutta kılın olduğu hemen hemen her bölgeye yapılabilir. lazer epilasyon uygulaması Yüz, ense, boyun, kulaklar, kaslar, kol, koltukaltı, bacak, göbek, kalça, sırt, omuzlar, belde uygulandığı gibi, göğüs, meme, bikini çizgisi gibi hassas bölgelerde de uygulanabilir. Lazer epilasyon uygulamasının yapılamayacağı bölgeler, mukoza ve kılın vücutta bir arada olduğu, yani genital bölgede vajina ve çevresi, burun içi kıllar gibi bölgelerdir. Lazer ile epilasyon işlemi saç dipleri, göz çukuru alanına uygulanmaz. Ayrıca vücutta bulunan benler ve benzeri koyu renkli pigmente alanlar üzerine de lazer epilasyon yapılmaz. Göğüs bölgesinde lazer epilasyon kullanılmakla beraber, areola üzerine (meme dokusu üzerinde bulunan, meme başını da içine alan koyu renkli dairesel kısım) lazer epilasyon yapılmaz. Ana damarların üzerine de lazer epilasyon yapılmamaması uygun olur.

Lazer epilasyonun Diğer Yöntemlerden Farkları Nelerdir?
Lazer epilasyon diğer geleneksel epilasyon yöntemlerinden ayrı tutulmalıdır. Öncelikli çok daha sonuç odaklıdır. Lazer epilasyon, lazer cihazının ürettiği lazer ışınının kıl köklerini tahrip etmesi yöntemidir. Diğer yöntemlerde kıl köküne müdahale edilemediği için kıl oluşunu önlenememiş ve sorun devam etmiştir. Bu epilasyon türündeyse ise lazer ışını cilt yüzeyine uygulanır. Buradan ışın deri altına penetre olur ve kıl köküne ulaşır. Burada bu ışın ısıya dönüşür ve kıl kökünü kıla özellikle rengini veren oluşumunu meydana getiren melenin maddesini tahrip eder yapısını bozar. Böylece o bölgede kıl oluşumu sona erer. Lazer epilasyon yöntemi bu nedenlerden dolayı diğer yöntemlerle kıyaslandığı zaman çok daha güvenilir ve sonuç veren bir uygulamadır.

Lazerli epilasyon öncesi uymamız gereken hususlar varmıdır?
Lazer epilasyon uygulamalarından önce başarısı ve yan etkilerin en aza indirlebilmesi için önemli noktalar bulunmaktadır. Epilasyon uygulanacak bölgelerin cilt rengi güneş veya solaryumdan bronzlaşmamış olup, seans sırasında kişinin gerçek ten rengine yakın olmalıdır. Lazer epilasyon yapılacak bölgelerdeki kıllara son 15 gün içinde ağda, cımbız gibi işlemler yapılmamış olmalı ve cilt ile ilgili soyma işlmeleri (kimyasal peeling vb. ) 15 gün önceden bırakılmalıdır. Lazer epilasyon uygulanacak kıllara sarartma, boyama gibi işlemler yapılmamış olmalı kendi renginin korunmasına özen gösterilmelidir. Lazer epilasyon uygulaması öncesi cilt üzerinde makyaj, krem gibi uygulamaların temizlenmiş olması gerekmekte , düzenli kullanılan ilaçların mutlaka seansdan önce bildirilmesi gerekmektedir.

Lazer epilasyon Uygulamasının Zararları Varmıdır?
Doktorunuzla görüşünüz.

Diğer Epilasyon Yöntemleri nelerdir?
Epilasyon sayfasına göz atınız. İğneli Epilasyon

Lazer epilasyon Erkek,Erkek epilasyonu
Lazer epilasyon açısından bakıldığında; erkek ve bayanlar arasında hiçbir farklılık yok. Hatta Erkekler, kıl köklerinin kalın olması nedeniyle erkek lazer epilasyon uygulama konusunda daha bile avantajlı sayılabilirler.

LAZER EPİLASYON CİHAZLARI

 

 

Lazer enerjisi, çeşitli emilim oranlarına sahip farklı dalga boylarındaki ışınların kıl kökleri tarafından emilerek kökleri hedef alan bir yöntemdir. Lazer epilasyon yönteminde kullanılan epilasyon cihazları şunlardır:

1- Alexandrite Lazer: Alexandrite lazer kıl köklerine ulaşarak kesin sonuç sağlar. Cilde üç santimetreden atış yaptığı için hem hijyen açısından hem de yanık açısından herhangi bir sorun oluşturmaz. Daha çok koyu renk kıl yapısına ve çok koyu tenli olmayan kişiler için kullanılan bir cihazdır.

2- NdYag Lazer: NdYaz lazer yüzeysel etki yaparak diğer epilasyon cihazlarına göre biraz daha fazla acı hissi vermektedir. Bu da seans sayısını artırarak tedavinin yarım kalmasına neden olmaktadır. Daha çok bronz cilde uygulanır. NdYag lazer epilasyonun dezavantajı kalıcı ve ciddi yanık izi bırakma ihtimalinin yüksek olmasıdır.

3- Işık Bazlı Sistemler (IPL, Mavi Işık, Fotoepilasyon): Bu yöntem kıl kökünü tahrip etmediği için modern ağda yöntemi görevini görür. Çünkü Işık bazlı sistemleri yoğunlaştırılmış ışık sistemidir. Bu yüzden etkisi kalıcı değil geçicidir. Uygulama sırasında hijyen açısından cilde temas ettirilmemesi gerekir. 

4- Diode Lazer: Diode lazer ince ve açık renkli tüylerin giderilmesinde kullanılır. Sadece yüzdeki ince ve zayıf tüyler için kullanılır. Hijyen açısından cilde temas ettirilimemeli.

5- Radio Frequency: Adından da anlaşılacağı üzere bu yöntem lazer değil, radyo frekans dalgalarıdır. Sadece kıl köklerinde geçici olarak nemi azaltır. Bu yüzden zamanla tekrar kıl kökleri eski haline gelir. Radyo frekans yöntemi Diode lazer ve IPL ile birlikte olarak da kullanılır.

Tüm bu lazer epilasyonlar incelendiğinde en sağlıklı ve en güvenilir olanı Alexandrite lazerdir.

EPİLASYON YAPTIRACAĞINIZ MERKEZİ SEÇERKEN NELERE DİKKAT ETMELİSİNİZ?

            Lazer epilasyonda kullanılan Alexandrite lazerin güvenilir olduğu, insan sağlığına zararı olmadığı FDA tarafından bilimsel olarak belgelenmiştir. Tabii lazer epilasyonda en iyi cihaz kullanmanın yanında cihazın kullanış tekniği, lazer epilasyon merkezlerinin uygulama protokolleri gibi nedenler epilasyonda alacağımız sonucu etkilemektedir. Sırf para kazanmak adına uygun olmayan cilt ve kıl yapılarında bile lazer epilasyon yapmaktadırlar. Böyle işlem yapılan yerlerin sahipleri tıp doktoru bile değil. Lazer epilasyon yaptırıp daha sonra ciltlerinde yanık olanlar, tüyleri daha da çok artıp mahkemeye başvuranların  sayısı hiç de azımsanacak kadar değildir. Bu gibi şeylerle karşılaşmamak için risk almadan detaylı bir araştırma yapmanız gerekir.

            Hiçbir sağlık kuruluşu tıbbi konularda garanti vermez. Sadece ticari amaçla kurulmuş, sahte doktorların açtığı güzellik merkezleri tüylerinizin tamamen bitme garantisi gibi vaatler verir.

LAZER EPİLASYON AVANTAJLARI

 

 

* Lazer epilasyon tüm bölgelere uygulanabilen bir yöntemdir.

* Diğer epilasyon çeşitlerine nazaran oldukça kısa sürede yapılır. Yaklaşık 2 saatte tüm tüyler      vücuttan temizlenir.

* Lazer epilasyon, epilasyon sonrasında hastaların sosyal yaşamlarında herhangi bir kısıtlama   yapmaz.

* Lazer epilasyon çok etkili ve uzun dönemli epilasyon sağlar.

* Lazer epilasyon herhangi bir iz bırakmaz. işlem yapıldıktan sonra hafif kızarıklıklar olabilir. Bunlar da 1-2 saat içinde geçmektedir.

* Lazer epilasyon kişinin kendi ten rengi, kıl tipi gibi analizler yapılarak hastaya uygun teknik uygulanır. Bu yüzden çok güvenilir bir yöntemdir.

* Lazer epilasyon ağrısız ve acısız bir yöntemdir.

* Batık kıl ve kıl dönmelerinin tedavisinde lazer epilasyon yöntemi kullanılır.

* Oldukça hijyen ortamlarda yapıldığı için herhangi bir cilt enfeksiyonu riski yoktur.

LAZER EPİLASYONUN YAN ETKİLERİ VAR MIDIR?

        Lazer epilasyonu kıl tipine ve cilt tipine göre enerji değerleri ile yapılır. Lazer ışını kıl kökğnğ hedef alarak etrafındaki sağlam dokuyu tahriş etmeden epilasyon işlemi gerçekleştirir.  Bu yüzden herhangi bir yan etkisi yoktur. Uygulama sonrasında kısa süreli olarak hafif yanma ve kızarıklık görülebilir. Tabii bu da tedaviden 2-3 saat sonra geçmektedir. Eğer cildiniz çok hassas ise bu kızarıklıklar 2-3 gün içinde geçer.

            Fakat bazı lazer tiplerinin dalga boyları farklıdır ve daha derine işlemektedir. Bu tip lazerlerle yapılan epilasyonlarda birtakım yanmalar ve tahrişler meydana gelmektedir. Böyle birşeyle karşılaşılmaması için kıla özle 755 nanometre dalga boyunda olan Alexandrite lazer kullanılması gerekir.

 

LAZER EPİLASYON NEDİR ?

 

            Epilasyon nedir?

            Epilasyon, vücuttaki kalıcı tüylerin azaltılıp ve uzaklaştırılmasına denilmektedir. İstenmeyen tüylerden kurtulmak için pek çok geliştirilmiş yöntem bulunmaktadır. Ancak kalıcı tüy azalması için yapılan modern iki yöntem bulunmaktadır.

  • LAZER EPİLASYON
  • İĞNELİ EPİLASYON

 

Lazer epilasyon, lazer teknolojisi kullanılarak en az sürede ve en az acı ile istenmeyen tüylerden güvenli bir şekilde kurtulma yöntemidir.

Lazer ışınları ile epilasyon nasıl yapılmaktadır?

Lazer epilasyonda kullanılan lazer ışınları tek renk ve tek dalga boyunda paralel giden ve gözle görülmeyen ışınlardır. Bu işlemin etkili olmasının nedeni seçici fototermoliz yöntemidir. Bu seçici emilim sayesinde cildin üst tabakası etkilenmeden kıl folikülü tahrip edilmiş olur. Bu tedavi her bir lazer ışınının yaklaşık 1 santimetre karelik bölgeyi etkilediği lazer atışlarından oluşmaktadır.

Lazerli epilasyonu diğer epilasyon yöntemlerinden ayıran ana özellik kılı çevreleyen dokunun zarar vermeden kıl kökünün etkilenmesidir.

Lazer epilasyonun avantajları

*  Vücudun bölgelerine rahatlıkla uygulanan bir yöntemdir.

*  Diğer epilasyon yöntemlerine göre  yapılan işlem oldukça kısadır.

*  Epilasyon sonrası herhangi bir kısıtlama yoktur. (denize girmek duş almak gibi )

*  Lazer epilasyonun başarıya ulaşma süresi kişisel faktörlere göre değişmektedir.

*  Herhangi bir zararı ve yan etkisi yoktur.

*  Enfeksiyon riski kesinlikle yoktur.

*  Lazer epilasyon ciltte kalıcı bir iz bırakmaz.

Tedavi sürecinde dikkat edilmesi gereken hususlar….

* Tedavinin süresini kısaltmak düşüncesiyle hastalar seans aralarında cımbız veya ağda gibi yöntemler kullanmamalılar.

 * Gebelerde ve emziren anneler için ise epilasyona ara verilmelidir.

 * Epilasyon yaptırmayı düşündükleri bölgeyi kesinlikle bronzlaştırmamaları gerekir.

Tedavi ne kadar zaman alıyor?

Tedavi bir santimetre kareyi etkileyen seri lazer atışlarından oluşmaktadır. Buda ortalama 10 kıl kökünün etkilenmesi demektir. Seans süreleri bölgenin genişliğine göre değişmektedir. Koyu bir cilde sahip kişilerde seans sayısı açık tenlilere göre daha fazladır. Koyu  renkte kıllara sahip olan kişiler de sonuç kısa sürede elde edilir. Aktif hormonal bozukluğu olan kişilerde tedavi süresi oldukça uzun sürmektedir. Bu nedenle önce hormonal denge sağlanmalı ve daha sonra lazer epilasyona başvurulmalıdır.

LAZER EPİLASYON NASIL YAPILIR?

 

Lazer epilasyon tedavisinde çok iyi sonuç alabilmek bazı kriterlere göre değişir. Hormonal faktörler, yaş, genetik, ilaç kullanımı ve metabolizmanın hızı gibi faktörler tüylerin kalınlığını ve özelliğini etkilemektedir. Ayrıca ten rengine göre de tedavi sonuçları da kişiden kişiye göre değişir.

            Lazer epilasyon üç aşamada yapılır. İlk önce uygulama yapılacak alan temizlenir. Tedaviye başlamadan önce epilasyon yapılacak bölgeye uygulamanın yapılmasını kolaylaştıracak bir jel sürülür. Sonra ten ve kıl renginize göre size uygun epilasyon cihazı ile bölge taranır. Bu tarama kıl yoğunluğuna ve bölgenin büyüklüğüne göre birkaç dakika sürebilir. Lazer enerjisi deriden geçerek tüy folikülündeki pigment tarafından emilerek saniyeden daha kısa sürede tüy folikülleri etkisiz hale getirilir. Tedaviden birkaç gün sonra tüyler kendiliğinden dökülür.

            Lazer epilasyon tedavisinin bitmesi için gerekli olan seans süreleri 3 ile 6 seanstır. Seans süreleri de 15 ile 45 dakika arasındadır.

LAZER EPİLASYON

 

            İstenmeyen tüylerden kurtulmanın en sağlıklı ve hızlı yolu lazer epilasyondur. Uygulamanın amacı; Uzman kişiler tarafından uygun dozda lazer ışınları uygulayarak kıl köklerini tahrip etmek ve istemeyen tüylerin uzun süreli epialsyonla vücuttan uzaklaştırmaktır.

 

            Aşırı tüylenme hem bayan hem de erkeklerde görülebilmektedir. Görünümüne önem veren bayan ve erkekler lazer epilasyon yöntemi ile istenmeyen tüylerden kurtulmaktadır. Lazer epilasyon istenmeyen tüyleri tahrip ederek. tekrar çıkmasını önlediği için oldukça rağbet gören bir uygulamadır. 

 

            Lazer epilasyonda hiçbir ağrı ve acı hissedilmemektedir. Ve işlemler çık kısa bir zamanda bitmektedir. Bu açıdan lazer epilasyon istenmeyen tüylerin giderilmesinde kullanılan en etkili medikal estetik yöntemidir. Zaten medikal estetiğin başlangıcı da lazer epilasyon sayesinde olmuştur

ERKEK LAZER EPİLASYONU

 

         Günümüzde bayanların olduğu kadar erkeklerin de en büyük sorunlarından biri aşırı tüylenmedir. Modern ve bakımlı erkekler artık bunun için lazer epilasyona başvurmaktadır. Lazer epilasyonunda erkekler daha çok verim almaktadır. Çünkü erkeklerin kıl kökleri bayanlarınkinden daha sert ve kalındır.

            Erkekler genellikle lazer epilasyona aşırı tüylenmeden dolayı gelmektedir. Özellikle sırt, göğüs, omuz, batık ve ensede aşırı tüylenme olan kişiler başvurmaktadır. Bunların dışında bakımlı olmak için her erkek de lazer epilasyona başvurur. Bu kişilere ise daha çok sakal bölgesi düzeltme, el ve ayaklardaki tüyleri alma, kaşlar arasındaki fazla tüyleri alma şeklinde lazer epilasyon yapılır.

            En çok lazer epilasyon uygulanan bölgeler; sırt bölgesi, omuzlar, göğüs, ense, bacak, koltukaltı, boyun, kulak ve sakal bölgeleridir.

            Lazer epilasyona başlamadan önce dikkat edilmesi gereken huhslar vardır. Bunlar;

            – Lazer epilasyona 3 hafta kala kökten kıl almamak.

            – Uzamış kıllar varsa bunları makas ya da jilet yardımıyla kesmek.

            – Lazer epilasyonu uygulamdan iki hafta öncesine kadar solaryum girmemek ve uzun süre            güneşte kalmamak.

            – Lazer epilasyon uygulaması yaoılacak bölgenin temiz olmalı.

            – Son altı ay içinde sivilce tedavisinde kullanılan roaccutane kullanmamak.

Lazer epilasyonu erkeklerde vücut bölgeler için 4-6 seans, yüz bölgeleri için ise 6-12 seans sürmektedir.

BAYAN LAZER EPİLASYON

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte günümüz bayanların epilasyonda en çok tercih ettikleri yöntem lazer epilasyonudur. Lazer epilasyon  şu bölgeler için yapılır; kol, bacak, koltukaltı, göbek, genital bölge, bikini bölgeleri ve yüz.

Çok kısa ağrı ve acısız olan lazer epilasyon çok kısa sürmektedir. Lazer epilasyon süreleri bayanlarda vücut bölgeleri 4-6 seans, yüz bölgesi ise ortalama 6-12 seans sürmektedir. Ortalama seans süreleri ise: Kol, yarım bacak, genital bölge 20 dakika; tüm bacak 45 dakika; tüm vücut 1,5 saat; tüm yüz 10 dakika; koltukaltı, göğüs ucu, dudak üstü ve çene 5 dakikadır.

 Lazer epilasyon öncesinde dikkat edilecek hususlar şunlardır:

            * Lazer epilasyon yaptırmadan 3 hafta önceisne kadar kökten kıl almamaları gerekir.

            * Lazer epilasyona gelmeden uzamış kılları ya makasla ya da jilet yardımıyla alarak         kılların kalın olarak çıkmasını sağlamak

            * Lazer epilasyon uygulamadan iki hafta öncesine kadar güneş ışınlarından ve      solaryumdan uzak kalmak

            * Lazer epilasyon yapılacak bölgedeki kılları sarartmamak ve bu bölgeyi temiz tutmak.

            * Sivilce tedavisi için kullanılan roaccutane ilacının son 6 içinde kullanılmaması     gerekir.

 Lazer epilasyon sonrasında dikkat edilecek hususlar şunlardır:

            * Lazer epilasyon uygulamasından sonra hafif duş alınabilir. Fakat kese, peeling gibi         uygulamalardan kaçınmak gerekir.

            * Lazer epilasyon uygulaması yapıldıktan üç gün içerisinde güneş ışığından          korunmalı. Güneşe çıkılacaksa yoğun koruma faktörlü güneş kremleri kullanılmalıdır.

            * Lazer epilasyon seanslarına düzenli gelerek uzmanların tavsiyelerine uyulmalıdır.

 

YARA İZLERİ (AMELİYAT- YANIK- JİLET- BIÇAK- CAM İZİ )

Yara, yanık ve kesik izleri kişilerin dış görünümündeki estetiği bozmaktadır.  Çoğu kişi bu dertten çok rahatsız ve şikayetçidir. Bu nedenle hem tedavi amaçlı hem de estetik bir görünüm sağlamak için plastik cerrahi doktoruna başvurulması gerekir. Plastik cerrahi doktorları yara, yanık ve kesik izlerini estetik tedavi ile daha belirsiz biri hale getirmektedirler.

Tedavilerin zamanları hastalara ve yaraların durumuna göre değişmektedir. Tedavilerin bazılarına hemen başlanabilirken bazılarında yaranın olgunlaşması için 6 ay gibi bir süre beklenmelidir.

Yara nasıl en az izle tedavi edilebilir?

Öncelikle yaralara ilk müdahale çok önemlidir. Yaralı bölge cerrahi kesiklerdeki gibi temizlenmeli ve yara kenarları düz hale getirilmeli ve kapatılmalıdır. Tedavi sonrasında yaralara bakım ve kontroller hekimin belirttiği gibi yapılmalıdır. Yara izlerini güneşten korumak gerekir. Ortalama olarak güneşten 18 ay gibi bir süre korunmalıdır. Güneşten korunan yaralarda iz kalma oranı da daha düşüktür.

İz tedavisine ne zaman başlanmalıdır?

Bazı yaralarda hemen başlanabilinirken bazı yaralarda ise yaranın olgunlaşması gereklidir. Buna muayene sonrası hekim karar verir. Ve en kısa zamanda tecrübeli bir plastik cerrah tarafından değerlendirilmelidir.

Yaralarda zaman içerisinde değişiklik olur mu?

Kişinin yaraya verdiği reaksiyon ve tedaviye göre zaman zaman yarada değişiklik görülmektedir. İlk zamanlarda yara kızarır ve hafif kabarır iyileşme döneminde ise pembeleşmeye başlar kabuklaşır.

Yara vücudun her yerinde aynı şekilde mi iyileşir?

Gerginliğin fazla olduğu bölgelerde iyileşme oranı daha düşüktür. Kollar, bacaklar, omuz, göğsün ön yüzü , kulak kepçesi gibi bölgelerde daha özenli davranmamız gerekmektedir.

Hangi bölgelerde yara izi daha az olur?

Genital bölge, üst göz kapağı gibi bölgelerde yara izine hemen hemen hiç rastlanmaz.

Yara ve jilet izlerinin tedavisi gelişen teknoloji tam anlamıyla yeterli olmamaktadır.  Nitekim yapılan ameliyatlarda % 100 başarı sağlanmakta ama hastaların eski ciltlerine kavuşmaları mümkün olmamaktadır. Nitekim ameliyat sonrası derin yara ve kesik izlerinde vücuda iz kalma olasılığı çok yüksektir. Ancak unutulmamalıdır ki yapılan bütün cerrahi işlemler oldukça riskli ve zor ameliyatlardır. Kişilerin bunu bilmeleri ve ona göre fazla yaralanmalardan sakınmalarında fayda vardır.

LEKE TEDAVİSİ

 

Leke kişinin cilt kalitesinin azalmasına neden olmaktadır. Aynı zamanda da kişinin güzelliğine gölge düşürmektedir. Estetik açıdan da dış görünümümüzü olumsuz etkilenmektedir. Leke tedavisinde her geçen yıl yenilikler denenmektedir.

                      Cildimizde lekeler nasıl oluşmaktadır?

Pigmentinin vücudumuzun belirli bölgelerinde cilt altında düzensiz kümelenmesi ile lekeler meydana gelmektedir. Vücudumuzda en çok leke el, yüz, boyun bölgesinde oluşmaktadır. Cilt lekeleri daha çok güneşte klana kişilerde görülmektedir. Cilt lekeleri oluşmaması için bu tür uygulamalardan uzak durulmalıdır. Lazer epilasyon, cilt bakımı, peeling, akne tedavisi gibi işleler ciltte leke oluşumuna sebep olmaktadır.

                      Leke tedavisinin basamakları nelerdir?

İlk olarak cilt lekelerinin neyin meydana getirdiği araştırılmalıdır. Lekeye göre en uygun tedavi seçilmeli ve hastaya leke tedavisinin uzun sürebileceği anlatılmalıdır. Leke tedavisi için tecrübeli bir cilt hekimi seçilmeli ve lekenin iyi yada kötü huylu olup olmadığı araştırılmalıdır.  Leke tedavisinde son nokta lazer tedavisidir. Leke tedavisinde lazerle muhteşem bir sonuç alınmaktadır. Lazer tedavisinde leke cildin yüzeyinde ise tek seans yeterli olabilirken derine uzanan lekelerde seans sayısı artmaktadır. Leke tedavisinde ideal mevsim sonbahar ve kıştır. Kışın başlayan leke tedavileri ilkbaharda tamamlanmalıdır.  Yazın güneşten korunmalı ve dikkat edilmelidir.

                      Leke tedavisinde doğru teşhis çok önemlidir. Her hangi bir leke tedavisi yöntemine başlamadan önce mutlaka bir cilt hastalıkları uzmanına başvurmalıdır. Leke türü teşhis edilmeli ve tedavi planlı bir şekilde uygulanmalıdır. Lekenin oluşum sebebi ve türüne göre farklı lekeler için farklı tedavi yöntemleri mevcuttur.

                     

KAHVERENGİ CİLT LEKELERİNİN PEK ÇOK ÇEŞİDİ VARDIR.

ÖNCELİKLE CİLT LEKELERİNİN TEŞHİSİNİ DOĞRU YAPMAK ÇOK ÖNEMLİDİR.

  • Hamilelik lekesi
  • Güneş lekesi
  • Yaşlılık lekesi
  • Alerjik lekeler
  • Doğuştan olan lekeler
  • Akne izleri
  • Cilt yaralarından sonra oluşan lekeler
  • Çil lekeleri ( efelid, lentigo  )
  • Deri benleri    

Cilt lekelerini tedavileri lekelerin cinslerine göre farklılık göstermektedir.

Leke tedavisinde lekeler bir cilt uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Cilt lekesi tedavilerinde başlıca :

  • Kryoterapi ( sıvı azot ile dondurma tedavisi , buz tedavisi )
  • Alexandrite lazer
  • Işık tedavileri
  • Kimyasal peeling
  • Meyve asitli peeling
  • Bitkisel peeling  ( gren peel )
  • Mezoterapi

Bu yöntemler kullanılmaktadır. Leke tedavisinde doğru teşhis çok önemlidir. Cilt lekesinde doğru teşhis sonrası cilt hekimi tarafından en uygun tedavi uygulanmaktadır

CERRAHİ YÖNTEM İLE DÖVME SİLDİRME

 

Cerrahi  yöntem ile dövme sildirme işlemi dövmenin küçük ve boyalı olduğu zaman dövmenin taşınması veya  başka bir metodu da kesip çıkartmaya denilmektedir. Bu metodun avantajı dövmeyi % 100 tamamen çıkartmaktır. Daha büyük dövmelerde ise ilk önce ortası çıkarılmakta daha sonra ise kenarları çıkartılmaktadır. Cerrahi yöntem ile dövme çıkarma işlemi o bölgeye yerel bir anestezi ile yapılmaktadır. Bazen cerrahi dövme silme işleminde deri naklide gerekmektedir. B ameliyatlarda hem riskli hem de zordur.

DERMABRAZYON yöntemi ile Dövme Sildirme

Dermabrazyon metodunda dövmenin bir kısmının donmasını sağlayacak şekilde bir püskürtme yapılır. Aşındırıcı bir alet deriye soyulması için uygulanır. Bu alana işlemden sonra derhal pansuman yapılmalıdır çünkü bazı kanamaların meydana gelmesi muhtemeldir.

Yukarıda gördüğünüz cihazın ucundaki metal pürüzlü topuzlar saniyede yüzlerce devirlerde dönerek cildi zımparalar, soyar. Bu yönteme Dermabrazyon yöntemi denir. Dermabrazyon yönteminde çok dikkatli olunmalıdır çünkü kontrolden çıktığında ciltte kalıcı izler bırakabilir. Bu yüzden genellikle bu işlem çok yüzeysel uygulanır fakat buda dövmeyi tam anlamıyla çıkarmaya yetmez, silik bir görüntü bırakır geriye.

TUZ İLE DÖVME SİLDİRME

                          

 

Tuz ile dövme sildirme yöntemi bazı dövme sanatçıları eski dövme mürekkebinin olduğu yere enjeksiyonsuz olarak tuzlu solüsyon dövmesi yaparak dövmeleri silebilmektedir.

 

Eski dövmelerde iyi bir yöntem olarak kullanılmaktadır. Ama dövme silmek için çok güvenli bir yöntem değildir. Bazen mecbur kalınınca eski bir dövmeyi silmek için kullanılmaktadır.  Bu işlemle yeni yapılacak dövmenin kaplanması kolaylaşacaktır.

 

Bu tekniğin etkileri hakkında dövme sanatçıları arasında farklı görüşler vardır. Ancak bu yöntemin dövme yaptıracak kişiye hiçbir zararı yoktur. Dövmelerinin renklerini açtırmak isteyenler için denen bir yöntemdir. Ancak bu yöntemi uygulayan bir dövme sanatçısı bulmak mümkün değildir.

SİLİCİ KREMLER İLE DÖVME SİLDİRME

             

 

Etkisi ne kadar olur bilinmez ama  kanıtlanmış operasyonsuz  tek dövme silme yöntemi olarak kabul edilmektedir. Kremlerle dövme silme işlemi tabi ki sonuç vermektedir. Ama ne kadar sonuç alınabilirsiniz bu tartışılır. Çünkü bu yöntem çok fazla denenmemiştir.  Fakat lazer ile dövme silme işlemi yaptıracak kadar bütçeniz yok ise bu işlemi deneyebilirsiniz. Gerçi bu işlemde kullanılacak kremlerinde fiyatı da lazer tedavisi ile hemen hemen aynı fiyattadır. Lazer operasyonları dövme sildirmede daha makuldür. Bu kremleri yaklaşık olarak 1-2 ay kullanmak gerekir. Ama dövme silme kremlerini bir hekime danışarak kullanmanız gerekir.

YOĞUN TİTREŞİMLİ IŞIK TEDAVİSİ İLE DÖVME SİLDİRME

Yoğun titreşimli ışık tedavisi ya da IPL, şu anda en çok dövme silme işleminde kullanılan yöntemdir. Deri için en iyi hem de en sağlıklı bir uygulamadır. Lazer ışığı ile aynı tarzda olan yüksek yoğunluktaki ışıklar kullanılmaktadır. Dövme olana bölüme bir jel uygulanır. Daha sonra ise tedavi edilecek bölgeye ışık titreşimleri bir çubuk yardımı ile yapılır. Bu metot diğer lazer tedavilerine göre daha az acı vermektedir. Daha az bir seansla tedaviye son verilir. Kötü bir haber şu ki seans başına $10 fiyat ödenmektedir. Seans başına ne kadar titreşim gerekli ise ödemede o kadar olacaktır.

LAZER İLE DÖVME SİLDİRME

                       

                                                                                                              Günümüzde dövme sildirmede en yaygın olan sistem lazer ile dövme sildirme işlemidir. Lazerler yoğun ışığın titreşimiyle mürekkebi hedef alarak onu parçalar halinde bölünür. Ve bu ufak parçalar zamanla bağışıklık sisteminiz sayesinde yok olur gider.  Ancak tek bir işlemle dövmenin hepsi bitmez. Ama ne kadar çok işlem yaptırırsanız da cildinize o kadar çok zarar vermiş olursunuz. Buda çok acı veren su toplamaları ve yara kabuklarına neden olur. Ayrıca ciltte derin yara izleri oluşumuna neden olur. Dövme sildirme işlemi dövme yaptırmaktan daha zor bir işlemdir. Ekonomik açıdan pahalı bir işlemdir. Lazer ile dövme sildirme işlemi çok acılı bir işlemdir.

 

Dövmenize bağlı olarak 1 ila 10 seansta silme işlemi tamamlanmaktadır.                 Her bir seans başına  $ 250- $850 civarında ücretlendirilmektedir. Bu işlemden her zaman % 100 sonuç alınmamaktadır. Sanıldığının aksine dövme sildirme işleminde açık renkli dövmeleri silmek daha zordur.

 

Bu ek olarak beyaz tenli kişilerde daha iyi sonuç alınmaktadır. Lazer ile dövme sildirme işleminde diğer bir unsur ise dövme boyasının derinin ne kadar altına yapıldığıdır. Çünkü lazer ışınları derinlere indikçe gücünü ve etkisini kaybetmektedir. Dövme sildirmede en büyük etken dövmenin hangi bölgeye yapıldığıdır. Örneğin yüz ve  boyun bölgesinde dövme var ise çalışmak daha kolaydır. Yüz ve boyun bölgesinde iyileşme daha çabuk ve kolaydır. Başka bölgelerde dövme silme işlemi daha zordur.

 

Lazerle dövme silme işlemi bütün dövmelerde % 100 sonuç vermeye bilir.

KALICI DÖVME VE KANSER RİSKİ

                              

Kalıcı dövmelerde bulunan boyaların yüzde yirmisinde kansorejen madde bulunmaktadır. Avrupada bu konu hakkında resmi bir düzenleme bulunmamaktadır. Güvenilmeyen kişiler  tarafından yapılan dövmelerde kullanılan boyalarda ise araba boyaları, yazıcı mürekkep içeren boyalar kullanılmaktadır. 

Tabiki bu boyalar da kanser riskini artırmaktadır. Sağlıksız koşullarda yapılan dövmeler  tetanoz, hepatit B C , hiv virüsü hatta ferengi gibi enfeksiyonların bulaşmasına neden olmaktadır. Bazı dövmelerde allerjik reaksiyon göstermekte ve şiddetli ağrılara neden olmaktadır. Dövme yapıtırılacak bölge iyice dezenfekte edilmelidir. Ayrıca dövme yaptırırken bilgisine ve ustalığına güvendiğiniz kişilere yaptırmalısınız. Yaptıracağınız dövme allerjik reaksiyon gösterebilir bu nedenle allejisi olan kişiler dövme yaptırırken daha dikkatli olmalılar. Dövme yaptırdıktan sonra en az bir yıl güneş ışığından o bölge korunmalıdır. Sağlıgımızı korumak için dövme yaptırırken bilinçli olmalıyız.

DÖVME SİLDİRME

 

            Son dönemde dövme gençler arasında oldukça popüler olmaya başladı. Yeni trendler arasında yer alan dövmeyi yaptıran kişiler bir süre sonra sıkılıp dövmeden kurtulmak istiyorlar. Ama dövme sildirmek dövme yaptırmaktan daha da zordur. Bu nedenle dövme yaptıracak kişiler dövme yaptırmadan önce iyice düşünmeliler.

            Dövme sildirmek isteyenler için 150 dolar ila 800 doları gözden çıkarmaları gerekir. Dövme sildirmede cilt rengi ne kadar açık ise dövme sildirmede daha kolaydır. Koyu cilt rengine sahip olanların ise tedavi şansları daha azdır.

            Lazerle dövme sildirme işlemi için kışın güneşin az olduğu günlerde yaptırmak daha idealdir. Lazerle dövme sildirme işlemi anestezi gerekmeden acısız en az 3 veya 4 seansla yapılmaktadır. Dövme sildirme işlemi için en iyi mevsim kış mevsimidir. Çünkü dövme sildirme işleminden sonra dövmenin silindiği bölgeyi güneş ışığından uzak tutulması gerekir.

            Lazerle dövme sildirme işlemi yaptırmadan önce uzman bir doktora başvurarak tedavi süreci hakkında daha detaylı bilgi almanız gerekmektedir.

CİLT SOYMA ( PEELİNG )

 

                                                                                                                                                                                                                                                                   Cilt yüzeyindeki akne ve yara izlerinden ve inatçı lekelerden kurtulmak, profesyonel ve medikal peeling işlemleriyle daha iyi sonuçlar alınmaktadır. Profesyonel peeling ile cilt soyma işlemi ancak kış aylarında yapılmakta ve en geç mart ayına kadar uygulanmaktadır.

            Cilt soyma işleminde daha çok medikal peeling uygulaması kullanılmaktadır. Ve doktorlar tarafından medikal peeling işlemi hastalara tavsiye edilmektedir.

            Yumuşak peeling : Cildin yenilenmesine ve cildin renginin düzeltmesinde kullanılan bir uygulamadır. Yumuşak peeling işlemi ciddi bir cilt soyma işlemi değildir. Bu işlem sadece cildi ölü hücrelerden arındırır ve bakım yapar. Yumuşak peeling işlemi meyve  asitlerinden oluşmakta ve bir haftalık bakım programından oluşmaktadır. Bu uygulama yaklaşık 1.5 saat sürmektedir. Yaklaşık birkaç gün içerisinde normal hayata dönmek mümkündür.

            Kimyasal peeling : Kimyasal peeling soyma işlemi cildin üst yüzeyini ölü tabakalardan atılması  amaçlı olarak uygulanmaktadır. Böylelikle alt tabakada kan dolaşımına ve doku canlanmasına destek olunmaktadır. Günümüzde cilt uzmanları tarafından en çok kullanılan ve en çok tercih edilen bir uygulamadır. Bu uygulama sonrasında 5 ila 7 gün içerisinde cilt pul pul soyulur. Orta deri ise ortalama olarak 2 – 3 hafta içerisinde toparlanır ve canlanır ışıl ışıl bir görünüm alır. Genellikle bu uygulamanın ana nedenleri arasında sivilce izleri , güneş lekeleri, yaşlılık lekeleri, kırışıklıklardır. Bu uygulama da dikkat edilecek husus doğru cilt tipine uygulanmalı ve uygun sürelerde yapılmalıdır. Yapılan bu uygulama yüzyılın dermatolojik cilt bakımıdır.

            Bitkisel peeling : Bitkisel kaynaklı cilt soyma işlemi olarak bilinen bitkisel peeling doktorlar tarafından geliştirilmiş ve oldukça sık kullanılan bir yöntemdir. Bitkisel yöntemle cilt soyma işlemi tamamen bitkisel kaynaklı ürünlerle yapılan bir işlemdir. Bu metod aylık kürler halinde uygulanmaktadır. Bu metodun bitkisel karışımında proteinler, karbonhidratlar, vitaminler, sıkılaştırıcılar, enzimler ve mineral tuzlar içermektedir.

            İçeriğindeki maddelerden bazıları : Ormanda yetişen at kuyruğu, sulak yerde yetişen at kuyruğu, kılıç otu, melisa, ada çayı, meyan kökü, ökse otu, papatya ,sinir otu, ciğer otu, menekşe , hercai, buğday tohumu,

            AYLIK KÜRLER HALİNDE UYGULANAN BİTKİSEL PEELNG ;

  • Kan dolaşımını hızlandırır.
  • Siyah noktaları azaltır.
  • Üst deride yenileyici etkisi vardır.
  • Kollojen üretiminin artmasına yardımcı olur.
  •  

BİTKİSEL PEELİNGİN  UYGULAMA  BASAMAKLARI ;

*  Temizlik

*  Sıcaklık havlularla cilt pansumanı

*  Masaj sonrasında gazlı bezle cildin kapatılması

*  Bekletme süresinde batma hissini azaltmak için özel hazırlanmış losyonla rahatlama

*  Hastayı 4 -5 gün sonra yapılacak ikinci bakıma kadar bilgilendirme

*  Özel karışım krem ve güneş ışınlarından koruyucu krem sürme

*  Bekletme süresi bitiminde peelingi yavaşça yüzden sıyırma

*  Hastanın yer yer soyulma belirtileri gösteren cildine 4- 5 gün sonra maske ve mekanik soyma işleminin uygulanması

Bu uygulamalar cilt soyma işleminde en çok tercih edilen arasında yer almaktadır.

LAZER İLE CİLT SOYMA İŞLEMİ( LASER RESURFACİNG )

                        

            Lazer teknolojisinin günümüzde yüz kırışıklıkları , yüzdeki sivilce ve diğer izleri cilt lekelerini tedavi etmek için yapılan bir uygulamadır. Cilt üzerindeki derinin güneş ışığından hasar görmüş bölümünü kontrollü bir şekilde soyma işlemine lazer ile soyma denir. Ve bu işlemle cilt soyulur. Yapılan bu işlemle yaşlanmış ve hasarlanmış deri yerini yeni ve pürüzsüz bir cilde bırakır.

            Lazerle cilt soyma işlemi hangi yüz tipi için uygundur.

            Tüm yüz kırışlıkları ,güneş  ışığından hasar görmüş ciltler için ideal bir uygulamadır. Sivilce izleri veya ameliyat ve travma sonrası oluşan izleri de bu uygulama ile tedavi etmek mümkündür. Bu işlemle izlerin tamamı iyileşmeyebilmektedir.

            Lazer resurfacing  yüz gerdirme işleminde bir alternatif midir?

            Bu işlemle yüzde herhangi bir gerginlik oluşmaz. Fakat cilt gerdirmede yüzdeki sarkmayı tedavi etmektedir. Bazen bu işlemlerin her ikisi de aynı anda kullanılmaktadır.

            Bu işlem rahatsız edicimidir ?

            Hastanın rahat etmesi için tedavi sırasında lokal veya genel anestezi uygulanmaktadır. Tedavi sonrasında iyileşme süresi yaklaşık 2 haftayı bulmaktadır. İyileşme ağrısız olmakta ve o bölgeye yara örtüleri kullanılmaktadır. Bazen o bölgeler için kapatıcı kremlerde kullanılmaktadır. İki hafta sonrası kapatıcı makyaj yapılabilmektedir. Deride birkaç ay pembe renk kalabilir. Bu bazen de daha da uzun sürebilir. Bu pembelik geçene kadar o bölge güneş ışığından korunmalıdır. Birçok vakada orta veya belirgin azalmalar görülmekte deri renginde dokusunda da düzelme görülmektedir. Bu işlem sonrasında daha sağlıklı bir cilt görünüm elde edilmektedir.

CİLT SOYMA ( DERMABRASİON )

 

            Dermabrasion, derideki pürüzlü görünümü azaltmaya yönelik yapılan mekanik soyma işlemidir. Çok sık yapılanlar arsında sivilcenin bıraktığı  izlerinin azalması içinde uygulan bir işlemdir. Derinin yüzeysel tabakanın soyulduğundan oluşan yaranın iyileşmesiyle daha pürüzsüz, gergin ve canlı bir deri tabakası ortaya çıkmaktadır.

            Dermabrasion, ameliyatı yapılacak bölgenin genişliğine bağlı olarak lokal veya genel anestezi altında yapılmaktadır. Lokal anestezi ile yapılan ameliyatlarda hasta aynı gün evine gönderilmektedir. Genel anestezi ile yapılan ameliyatta ise aynı gün veya ertesi günü evine dönebilmektedir.

            Ameliyat takriben rahatsızlık vermeyecek  derecede hafif ağrılar görülmekte ve bu ağrılar ilaç ile rahatlıkla kontrol altına alınabilmektedir. Yaraların tamamen iyileşmesi ve kapanması 5ila 10 günü bulmaktadır. Ameliyat yapılan bölge yara bezi ile kapatıldığında pembemsi renkte olur. Pembemsi renk zamanla soluklaşır ve cilt birkaç hafta sonra normal deri rengini alır.

BOTOX

 

 

Botox botulinum toksin adı verilen ve bakterilerden elde edilen tıbbi bir ilaçtır. Botox hangi durumlarda yapılmaktadır. Güneşin sigaranın veya  çevresel faktörlerden meydana gelen kırışıklardan kurtulmak isteyenler  botox dan yararlanmayı düşünebilirler. Tabii ki cildinize uygulanacak bu işlem için doktorunuzla daha detaylı konuşmalısınız.

Botoxun kullanıldığı yerler ….

Botoxun en çok kullanıldığı yereler alın kırışıklıkları ve göz çevresindeki kaz ayaklarıdır. Terlemeye karşı el içleri, ayak ve koltuk altı bezlerinde de botox uygulaması yapılmaktadır. Üst dudak ve sigaradan oluşan kırışık izlerini de botox uygulamasıyla  tedavi etmek mümkündür.

Botox nasıl tedavi eder ?

Bu uygulama ile  yüzünüze ince iğnelerle az miktarda botox enjekte edilmektedir. Bu işlemle cildinizdeki kaslar rahatlatılır ve neticede cildin kendi kendine gerginleşmesine ve kırışıklıkların yok olması sağlanmaktadır.

Botoxun yan etkileri var mıdır ?

Botoxun toksin olması nedeniyle kişiye fazla verildiğinde ( ptosis  ) adı verilen göz kapağı problemi ortaya çıkabilir ve bu nedenle de  hasta birkaç hafta rahatsız olabilir. Ve bunların yanı sıra diğer yan etkileri de  baş ağrısı, mide bulantısı, solunum yolu enfeksiyonu, nezle sendromu gibi şikayetlerde görülebilmektedir.

Ne kadar zaman botox yaptırmalıyım ?

Botox uygulaması yapılan bir kişiye en az 2 yıl geçtikten sonra yeniden başka bir botox  uygulaması yapılabilir.

Doğal botox uygulamaları

İnsanlar genellikle botox uygulaması yaptırdıktan  sonra yüz ifadelerinin yok olduğunu düşünürler.bu kısman doru bir yaklaşın olmakla beraber birazda abartılı bir yaklaşımdır. Bu uygulamayı istiyorsunuz ama yüz mimiklerinizin kaybolmasından korkuyorsanız. Sizin için düşünülmüş bir botox uygulama çeşidi vardır. Bu teknikte alın ve kaşar kaldırılmakta ve yüz mimiklerin % 50si koruna bilmektedir. Bu uygulamadaki tek fark yapılan kas grupları ve ilacın ciltteki dağılımıdır. Bu tekniğin bir avantajı da defalarca iğne sokmak yerine bir yada iki kez batırılarak yapılabilmesidir.

DOLGU MADDELERİ

                      

            Yaşın ilerlemesiyle birlikte cildimizde kırışıklıklar ve istenmeyen çizgiler oluşmaktadır. Bu çizgilerden ve kırışıklıklardan kurtulmak aynı zamanda da yüzü biçimlendirmek ve şekillendirmek için yapılan tıbbi bir yöntemlerinden biriside dolgu maddeleridir. Bu uygulama doğal olarak kabul edilen dolgu maddelerinin cilt altına enjekte edilerek yapılır. Dolgu yapılacak bölgeye nasıl bir işlem yapılacağının gözden geçirilmesi gerekir. Yapılan işlem sonrasında  estetikle zevk bir araya gelince mükemmel sonuçlar ortaya çıkmaktadır.                                                                                 

         Dolgu maddelerinin avantajları

            Dolgu maddelerinin enjeksiyonları uygulaması son derece pratik ve kolay yaklaşık olarak 15 – 30  dakika  gibi kısa sürede yapılmaktadır. Uygulamalarda ağrı olmadığı için lokal ve genel anestezi kullanılmamaktadır. Ancak hasta istediği takdirde uygulamadan önce lokal anestezik kremler kullanılmaktadır. Uygulamadan hemen sonra sonuç görülmektedir. Uygulama sonrası herhangi  bir özel  bakıma ihtiyaç yoktur.

        Dolgu maddeleri en çok hangi bölgelerde tercih edilmektedir.

  • Burundan ve dudak yan taraflarından uzanan çizgiler ( Nazolabial çizgiler )
  • Dudak kenarlarından aşağı inen çizgiler  ( Marionette çizgiler )
  • Dudak üzerindeki mimik çizgiler (  Perioral çizgiler )
  • Derin sivilce veya yara izleri
  • Dudak dolgunlaştırma
  • Elmacık kemiği ve yanaklar

Dolgu madde çeşitleri

            Geçmiş zamanlardan bu güne kadar farklı özellikleri olan dolgu maddeleri üretilmektedir. Bunlar genel olarak  kullajen, kollajen türevleri, sentetik maddeler, ameliyat dikiş iplerinde kullanılan vicryl  en çok kullanılan hyalüronik asit ve hastanın vücudundan alınan yağlar kullanılmaktadır.

        Yağ enjeksiyonu

            Liposuction ameliyatlarında, vücuttan alınan yağ ince bir iğne yardımı ile yüz bölgesindeki kırışıklıklara ve çukurlara enjekte edilmektedir. Bu yöntem oldukça yaygın ve olumlu sonuçlar vermektedir. Yağ enejeksiyonu işleminde hekimin tekniği ve tecrübesi çok önemlidir. Zamanla yapılan bu işlemde yağ eriye bilmektedir. Bu nedenle de işlem ortalama 6 ila 12 ayda bir tekrarlanmalıdır.

        Dolgu madde uygulamaları ne kadar sürer

            Tek seansta ortalama olarak 15-30 dakika sürmekte ve kullanılan dolgunun niteliği ayrıca kişinin cilt yapısına göre 6 ile 12 ay devam edilebilmektedir. Yapılan işlemde herhangi bir ağrı olmadığı için lokal veya genel anestezi kullanılmaz. Dolgu maddesi yapıldıktan sonra yüzde ve mimiklerde yüz ifadesi değişmemektedir. Sosyal hayatımızı ve işe gitmemize herhangi bir şekilde etkilememektedir.

HYDRO PEEL

                    

                                                                                                                                                                                                                                                                                   Hızlı ,acısız, lekesiz, ameliyatsız herhangi bir kimyasal madde kullanılmadan nazikçe yapılan doğal peeling yöntemidir. Diğer peeling yöntemleri kadar etkili ve herhangi bir yan etkisi de yoktur. Ciltteki ilk uygulamadan itibaren ayırt edilebilir bir yumuşaklık sağlamaktadır. Ayrıca şeffaf ve parlak bir cilde sahip olmak için en iyi cilt bakım yöntemidir. Hydro peel hekim tarafından yapılan bir yöntem ağrısız ve acısız leke yapmayan nazik peling tedavisidir.

                   Hangi koşularda hydro peel uygulaması yapılır?

                        Hydro peel  tedavisi derinin kuruluğunun giderilmesi akne ve sivilce izlerin düzeltilmesi ve kırışıklıkların engellenmesi, lekelerin temizlenmesi, göz altı morluklarının giderilmesi için cilt yenilenmesi ve antiaging açısından cilt gençleştirmede kullanılır. Yapılan uygulamalar ağrı acı vermeden bu tip cilt sorunlarını kolayca çözmektedir.

         Hydro peel uygulaması vücudun hangi bölgelerine yapılır?

            Hydro peel uygulaması genellikle yüz, boyun, dekolte bölgesine uygulanmaktadır. Ellere, ayaklara, sırt bölgesine ve dirsek gibi ihtiyaç gösteren tüm vücut bölgelerinde de kullanılmaktadır. Akne ve sivilce izlerini yok etmek için de bu uygulama yapılmaktadır.

         Hydro peel nasıl çalışır?

            Bu yeni ve sofistike cihaz cildin ihtiyacı olan suyu serum ve vitaminleri oksijen gibi tıbbi gazlarla birlikte süpersonik bir hızla cildin yüzeyine ve katlarına kadar yollamaktadır. Ayrıca gözenekleri açar doğal olarak orda brikmiş parçaları  ve ölü derinin nazikçe uzaklaştırabilmesine imkan veren en etkili bir cihazdır.

         Hydro peel tedavilerinde kaç seans gerekli olabilir?

            Hydro peel tedavilerinin yaklaşık tedavi süresi 5 ila 30günde bir uygulamaktadır.

         Hydro peel tedavisi sonrasında nasıl görünür ve hissedilir?

            Hydro peel tedavilerinin; hastanın cilt berraklığı ve parlaklığı üzerindeki önemli etkisi kanıtlanmıştır. Tedavi sonrasında cildiniz daha açık bir renk olabilmektedir. Ancak uygulama bittikten sonra 15-30 dakika sonra cildiniz asıl rengine dönecektir günlük aktivitelerinize hemen dönebilirsiniz.

         Hydro peel kullanım alanları nerelerdir?

            Hydro peel tek başına bir çok cilt sorununu çözebilen bir cihaz olarak diğer tedavi edici LAZER IPL  LED  vb sistemlerle ayrıca kimyasal peeling iğnesiz mezoterapi gibi muayenehane uygulamaları kombinasyonu yapılabilmektedir. Hydro peel ile cildinizdeki düzelme daha hızlı sağlanmaktadır.

         Hydro peel tedavilerinin kullanılmadığı durumlar varmıdır?

            Tüm hydro peel tedavileri ehli doktor ve estetisyenlerin elinde son derece yararlı ve güvenlidir. Kullanılmadığı herhangi bir durum yoktur. Hatta ehli doktorlar tarafından açık yaraların temizliğinde bile kullanılmaktadır.

SİLİKONSUZ MEME BÜYÜTME

 

 Meme büyütmede önceden, kordon kanından elde edilen embriyonik tip kök hücreler oluşturarak daha sonra erişkin tiplerinden kemik iliği elde ediliyordu. Bu yöntem çok zahmetli bir yöntemdi. Fakat günümüzde ise kök hücreden zengin yağ dokusu ile meme büyültme operayonu gerçekleştirilmektedir. Erişkin tip kök hücreleri çok fazla miktarda yağ hücreleri bulundurmaktadır.

            Silikon proaaaler denilen bu yöntemde hastanın göğsüne herhangi bir yabancı madde konulmamaktadır. Daha çok ameliyattan korkan kişiler tarafından tercih edilir. En önemli özelliği ise hiçbir iz bırakmamasıdır.

            Ameliyat öncesinde göğüs ölçüleri alınarak özel vakumlu sütyen ile hasta ameliyata hazır hale getirilir. genel anestezi altında liposuction ile yağ dokusu CYTORİ cihazına alınır. Bu cihaz kök hücreleri ayrıştırarak zengin yağ dokusu oluşturur. Oluşturulan bu kök hücreli yağ dokusu memeleri dikleştirip büyültecek şekilde enjekte edilir. Ameliyattan sonra ağrı kesici tedavileri için ilk gece hastanede kalınır. Ertesi gün evinize sağlıklı bir şekilde dönebilirsiniz. Ameliyatta takılan özel sütyeni onbeşgün kullanmanız gerekir. Kök hücre hızlı bir şekilde iyileştirdiği için üç gün gibi kısa bir süre içinde iyileşirsiniz. Ameliyat enjekte edilip yapıldığı için vücudunuzda hiçbir iz kalmayacaktır.

AMELİYATSIZ, SİLİKONSUZ GÖĞÜS BÜYÜLTME

Vücutta bulunan ve doğal bir yapı maddesi olan Hyaluronik asit bağ dokusu hücreleri tarafınca glukozdan üretilen bir şekerdir. Göz içi sıvısı, eklem sıvısı, kemik ve cilt gibi hücreler arasında bulunan su tutucu bir maddedir. Hyaluronik asit göz hastalıklarının tedavisinde ve eklem bozukluklarında kullanılmaktadır. Ayrıca su tutucu özelliğinden dolayı estetik cerrahide cildin gençleşmesi, dudakların hacmini artırmak ve yüzdeki bazı çukur yerleri doldurmak amacıyla dolgu maddesi olarak da kullanılmaktadır.

            Silikonsuz ve ameliyatsız göğüs büyültme operasyonlarında gerekli tetkikler yapıldıktan sonra göğüslerin sağına ve soluna çok az miktarda lokal anestezi uygulanarak göğüslerin ikisi de özel solüsyon ile uyuşturulur. Daha sonra özel kanüllerle dolgu maddesi göğsün her iki noktasına enjekte edilir. İşlemin sonunda kanüllerin oluşturduğu deliklere ikişer dikiş atılarak operasyon tamamlanmış olur. Hasta operasyon sonrası evine gidebilir. Dolgu maddesinin iyice yerleşmesi için çok kısa süerliğine sportif aktivitelerden uzak durması gerekir.

GÖĞÜS DİKLEŞTİRME

 

 Göğüs dikleştirme ameliyatında göğüslerin sarkık olmasının doğru bir şekilde değerlendirilmesi çok önemlidir. Göğüste genelde sarkan kısım meme  ucu altında görülmektedir. Göğüs dikleştirme ameliyatında meme ucu yukarı taşınmakta ve meme altındaki fazla deri alınarak  göğüs, yukarı doğru toparlanarak göğüs dikleştirilmektedir. Elbette her ameliyatın bir riski vardır . Göğüs dikleştirme ameliyatı da hem riskli hem de zordur. Göğüs dikleştirme ameliyatı genel anestezi altında yapılmaktadır. Ameliyat yaklaşık olarak 2 saat sürmektedir. Hasta aynı gün taburcu olmaktadır. Ameliyat sonrası hastalarda hafif bir ağrı görülmektedir. Bu ağrıları gidermek için ağız yoluyla ağrı kesiciler alınabilir. Göğüslerde şişme ve morlukta görülmekte ve bu morluklar yaklaşık 4 ila 5 gün içeriinde geçmektedir. Genellikle her memede tek alınacak dikiş bulunmakta ve bu dikişler de 10 günde alınmaktadır. Ameliyat sonrası meme şeklinin tam oturması ve ameliyat izlerinin hafiflemesi ortalama olarak 6 ay kadar almaktadır.

ERKEKLERDE GÖĞÜS BÜYÜMESİ ( JİNEKOMASTİ ) (GYNECOMASTİA)

 

                                                                                                                                                                                                                                                                   Erkeklerde kadın tipi meme büyümesine jinekomasti denilmektedir. Erkekteki meme dokusu kadındaki meme dokusu gibi yağ ve meme kitlesinden meydana gelmektedir. Jinokomastinin en fazla sebeleri nedeni bilinmeyen doğal bir durum ve şişmanlıktır. Jinekomasti ameliyatı öncesi hastanın şikayetleri ve ameliyat sonrası beklentilerini uzman doktorla paylaşması ve daha detaylı konuşma yapması gerekir. Jinekomasti ameliyatı için hasta 18 yaşını doldurmuş olması gerekir. Jinekomasti ameliyatı lokal anestezi altında yapılmaktadır. Ameliyat tam teşekküllü bir hastanede yapılmalıdır. Ameliyat yaklaşık 1-2 saat sürmektedir. Jinekomasti ameliyatı sonrası hafif bir ağrı görülmektedir.  Bu ağrıları gidermek için ise ağrı kesiciler yeterli olacaktır. Ameliyat sonrası şişlik ve morluk görülmektedir. Jinekomasti ameliyatında dikiş olamamaktadır. Hasta ameliyattan 3-4 gün sonra işine dönebilmektedir. Ameliyat sonrası biraz sertlik oluşabilmekte ve üç ay sonra sertlik kaybolmaktadır.

ERKEKLERDE MEME ESTETİĞİ

 Erkeklerde meme estetiğinin yapılmasının nedeni kadın memesi gibi büyümesi memelerinin büyümesidir. Bu nedenle de erkeklerde meme estetiği yaptırmak zorunda kalmaktadırlar. Erkeklerde meme büyümesi genellikle ergenlik döneminde görülmektedir. Ergenlik döneminin yanı sıra dengesiz beslenme, alkol, uyuşturucu gibi maddelerde neden olmaktadır.Meme estetiğine bayanlar kadar erkekler de aşırı ilgi göstermekte ve estetik bir görünüm ve sağlık açısından da meme küçültme işlemini tercih etmektedirler. Meme estetiği ameliyatı uygulanan yöntem ya da yöntemlere göre genel veya lokal anestezi altında yapılmaktadır. Ameliyat süresi yaklaşık 30 dakika ila 90 dakika arsı değişmektedir. Hasta ameliyat sonrası hemen taburcu edilmekte ve  3-4 gün sonra ise işine dönebilmektedir. Ameliyatın sonuçları önemli ve kalıcıdır. Bu nedenle hekiminizle ameliyat olmadan önce detaylı bit konuşma yapmalısınız.

GÖĞÜS UCU PROBLEMLERİ

 

 

                                                                                                                                                                                                                                                            Göğüs ucu problemleri arasında en fazla rastlanan göğüs ucu içeri çökük ya da içe dönük olmasıdır. Gömülmüş olan meme ucu estetik açıdan kötü bir sağlamakta hem de emzirmeye engel olmaktadır. Meme başının çökük olmasının nedeni ise daha önce geçirilmiş göğüs enfeksiyonudur. 

Göğüs enfeksiyonu süt kanallarının tıkanmasına ve kısalmasına neden olmaktadır. Süt kanlarlının kısalması göğüs başının içeriye  doğru çekilmesine neden olmaktadır. Doğum yapmayı düşünen hastalar doğum yapmadan 1 yıl önce bu ameliyatı yaptırmaları gerekir.

                        Meme başının çökük olmasının dışında meme başı da normalden büyük olabilir. Buda rahatsızlık veriyorsa küçük bir operasyonla büyük meme başı küçültülmektedir. Küçültme ameliyatı ve çöküklük düzeltilmesi lokal anestezi altında yapılmaktadır.

GÖĞÜS ASİMETRİSİ

                            

 

                        Göğüs asimetrisi her iki göğüsün farklı büyüklükte gelişmesi durumudur. Bu durum iki şekilde de oluşabilir. Bir göğüs normal büyüklükte diğer göğüs ise aşırı büyüklükte olabilir. Bir diğerinde ise bir göğüs normal diğer göğüs ise normalden küçük olabilir. Yapılacak tedavide bu iki duruma göre farklı yapılmaktadır. Eğer bir göğüs normal diğeri büyük ise büyük olan göğüs küçültülmektedir. Ameliyatta ‘’T’’ şeklinde bir göğüste iz kalmaktadır.

                        İkinci durumda ise bir göğüs normal diğeri de küçük ise yapılan işlemde  küçük göğüs büyültülür. Göğüs büyültme işleminde 4.4.5 cm uzunlukta bir kesi yapılmaktadır. Bu durumda önce işleme göre daha fazla iz kalacaktır. Her iki durumda da mecburen iz kalacaktır.

GÖĞÜS HASTALIKLARI

 

            Göğüs belli bir gelişim aşamasından sonra emzirmek ve süt vermek yükümlü bir organdır. Ergenlik  devresinde hormanel gelişimden sonra büyümeye başlamaktadır. Bazen gelişim zamanında küçük kalabilmekte bazen ise aşırı büyüyebilmektedir. Göğüsün aşırı büyük olması bazı sağlık problemlerinin başlangıcı da olabilmektedir. Göğüsleri büyük olan kişiler  18 yaşından sonra göğüslerni küçültmek için göğüs küçütlme ameliyatı yaptırabilirler. Normalden küçük olan göğüsler için ise silikonla meme protezi ile meme büyültme işlemi yapılmaktadır.Göğüs hastalıkları bayanların en korktukları hastalıklar arasında yer almaktadır. Günümüzde en çok rstlanan hastalıklar arasında yer alan meme kanseri her 10 kadından birinde görülmektedir. Özellikle 35-45 yaş grubunda ölüm nedenleri arasında göğüs kanseri birinci sırayı almaktadır. Meme kanserini henüz önlemek mümkün değildir. Ama her hastalıkta olduğu gibi meme kanserinde de erken teşhis çok önemlidir. Risk grubunda olan hastalar için yılda  bir defa göğüs muayenesi olması, gerekirse meme ultrasonu ve mamografi çekilmesi öerilmektedir. Ayrıca bayanların kendi kendilerine göğüs muayneleri yapmaları önerilmekte ve herhangi bir şüphede doktora başvurmaları faydalı olacaktır. Genellikle ağrısız bir kitleye rastlanmaktadır. Göğüs hastalıklarında genellikle hastaların % 10 unda kitle ve ağrı bir arada olmaktadır. Kitle ve ağrının dışında göğüs kıvamında sertleşme, şişlik, meme başı akıntısı,meme başında çekinti, meme başında içe dönüklük veya hassaslaşmada görülebilmektedir.

GÖĞÜS NEDEN SARKAR ?

 

        Göğüs farklı nedenlere bağlı olarak sarkabilmektedir. Göğüsün sarkması genç sonucunda diri dik ve genç görünümünü kaybetmektedir. Sarkma olan göğüslerde göğüs başı baş aşağı doğru bakmaya başlar. Sarkma olan göğüs derisi boldu ve gevşektir. Göğüs sarkma nedenleri arsında yaşlanma, aşırı kilo alıp ve verme, emzirme, hamilelik ve doğum ve hormanel değişiklikler ye almaktadır. Bazen göğüs sarkması ile birlikte göğüs küçülebilmekte ve hacim kaybetmektedir. Sarkma olan göğüslerde meme dikleştirme ameliyatı ile tekrar genç  ve eski göğüslerine kavuşabilirler. Bu operasyonda göğüs derisinden fazlık olan kısım çıkarılmaktadır. Yapılan operasyon sonucu göğüs üzerinde ters T şeklinde bir iz kalmaktadır. Bu iz önceleri pembe iken daha sonra beyazlaşarak cilt kendi rengi almaktadır. Ameliyat izi esmer kişilerde daha fazla görülmektedir. Beyaz tenlilerde ise daha az görülmektedir.

 

GÖĞÜS KÜÇÜLTME AMELİYAT DIŞI METOTLAR

Göğüs küçültmek için kilo vermek ya da bazı ilaçlar kullanmak pek fazla etki etmez. Çünkü kilo verseniz bile göğsünüz gözle görülmeyecek miktarda küçülür. Bu yüzden göğüs küçültmenin en sağlıklı ve en güvenilir yolu cerrahi metot yani ameliyattır. Günümüzde artık estetik dikişler sayesinde herhangi bir iz kalmamaktadır.

 

Meme dokusu yağdan oluştuğu için Liposuction (liposekşın) yani yağ aldırma ile de göğüs küçültme işlemi yapan cerrahlar da mevcuttur. Fakat bu yöntemle yağ alınarak göğüsler istenilen oranda küçülmez. Meme başının yeri değişmediğinde dolayı göğüste sarkma meydana gelerek memeyi dikleştirmez. Meme dikleştirmek için mcburen meme derisinin çıkarılması gerekir. Zaten böyle bir işlem yapılırsa liposaction fazla yapılan bir işlem gibi olur.

 

GÖĞÜS KÜÇÜLTME AMELİYAT SONRASI

 

 

                                                                                                                                                       Göğüs küçültme ameliyatlarından sonra hastada önemli bir kanama yoksa ve hasta kendini iyi hissediyorsa ertesi günü taburcu edilir. Fakat hastanın şikayetleri yoğun ise 1-3 gün arasında hastanede yatırılır.

            Özellikle aşırı büyük göğsün küçültülmesinde titiz kanama kontrolü yapılmasına rağmen bir kanama söz konusu olabilir. Hastanın çabuk toparlanması ve iyileşmesi için kan nakli yapılır.

            Göğüs küçültme amlieyat sonrasında göğsün üzeri pansuman sargıları ile sarılarak kanama sıklığına göre pansumanlar değiştirilir. Sızıntı varsa göğüsteki drenler üç güne kadar bırakılarak özel bir sütyen takılır. Eğer fazla kan birikimi yoksa göğüs içine yerleştirilen vakumlu drenler de çıkarılır.

            Operasyon sonrasında oluşabiliecek enfeksiyon ve ağrılar için ağrı kesici ve antibiyotik kullanılır. Derinin iyileşme durumuna göre de 15-20 gün içinde dikişler alınır.

GÖĞÜS KÜÇÜLTME AMELİYATTA NE YAPILIYOR?

Göğüs küçültme ameliyatında en önemli yer olan meme başı ve halkasının getirileceği nokta hesaplanarak meme kalıbı ile kesilecek yerlerin çizimi yapılır. Meme kalıbı koni şeklinde olup kesilen yerler dikildiği zaman dik bir göğüs ortaya çıkmış olacaktır.

                                                                                                                                               Bayanlarda genellikle iki göğüsün büyüklüğü birbirinden farklıdır. Bu fark göz önünde alınarak deri kesileri yapıldıktan sonra büyük olan taraftan daha fazla doku çıkartılır.

            Daha sonra kanamaya dikkat ederek özenle dikişler dikilerek ameliyat bölgesine vakumlu drenler konulur. Vakumlu drenler sayesinde bu şekilde ameliyat sonrası oluşabilecek kanama sonucu biriken kanlar dışarı atılır.

            Deri altı dokuları en az üç tabaka halinde, deri dikişleri ise atravmatik iz bırakmayacak şekilde dikilir.

GÖĞÜS KÜÇÜLTME AMELİYAT METOTLARI

Göğüs başının beslenmesi ve kanlanması göğüs küçültme ameliyatlarının temelini oluşturmaktadır. Yani yapılacak cerrahi tekniklerle göğüs başı ve halkasının damar sinir ve süt bağlantı kanallarını korumaları gerekir.

            Göğüs başı ve halkasının bağlı olduğu bölge göğüs dokusundan ayrılmadan korunmalıdır. Göğüs küçültme oranı bu sapın hacmine bağlı olduğu için bu sap büyük olursa küçülme o derece daha az olmaktadır.

            Eskiden kullanılan McKissock yönteminde göğüs sapı kova şekline getirilerek göğüs başının altındaki süt kanallarının tümü kesiliyordu.

            Günümüzde ise kullanılan inferior yönteminde ise göğüs başı ve halkasına bağlı olan süt ve damar sinir kanallarınin üçte biri korunabilmektedir. Fakat ameliyat sonrasında emzirme yasaktır. Çünkü meme dokusu çıkarılırken süt kanallarının büyük bir kısmı da mecburen kesilmektedir.

GÖĞÜS KÜÇÜLTME AMELİYAT RİSKLERİ

 Göğüs başı dokusu beslenmesinin bozulması ya da çürümesi göğüs küçültme ameliyatının en önemli risklerinden birisidir. Böyle bir riskle karşı karşıya kalmamak için göğüs başı dokusunun kanlanma durumuna özen gösterilmelidir. Göğüs başı sapının sıkışması, dar olması ve yetersiz olması sonucunda böyle bir durum ortaya çıkabilir.

            Genellikle göğüs başı halkasının morarması ya da renk koyulaşması görülebilmektedir. Eğer morarma giderek artarsa doku çürüyebilir. Bu durumlarda baız tedbirlerle göğüs başı kurtarılır.

            Tüm cerrahi işlemlerde oluşan kanama ve enfeksiyon da göğüs küçültme ameliyatının diğer riskidir. Kanama hemen hemen tüm cerrahi işlemlerde görülür. Fakat aşırı kanama olursa biriken kan göğüs başı sapını sıkıştırarak beslenmesini bozar. Biriken kanların negatif basınçla dışarıya atması için ameliyat sonunda meme içine vakumlu drenler konur.

            Ayrıca oluşabilecek herhangi bir enfeksiyona karşı ameliyat sırasında koruyucu antibiyotik tedavisine başlanarak ameliyattan sonra da devam edilir.

GÖĞÜS ANATOMİSİ

                              

                Göğüs süt bezlerinden yağ dokusu, bağ dokusu ve süt kanallarından oluşmaktadır. Her meme 15 -20 adet lop denilen bölümden oluşmaktadır. Her lop lobül denilen küçük bölümlerden oluşmaktadır. Lobüllerin ucunda süt üreten süt bezleri bulunmaktadır. Göğüste her lop adete bir üzüm salkımı gibi yerleştirilmiştir. Süt keseleri lobüllerden oluşmakta ve lobüllerdende loblardan oluşmaktadır. Süt kesecikleri süt kanallarına açılmaktadır. Lobüller ve kanallar arasında bağ dokusu ve yağ dokusu yer almaktdır. Meme dokusu içerisinde kas dokusu yoktur ancak meme arkasında pektoral adı verilen göğüs kası bulunmaktadır. Bu kas kamurga ve kol kemiği arasına uzanmaktadır. Göğüs içerisinde beyaz bir sıvı bulunan lemf damarları bulunmaktadır. lemf damarları fasulyeye benzeyen lemf bezlerine açılmaktadır. Koltuk altı lemf bezleri göğüs içerisinden gelen lemf damarlarına açılmaktadır. Göğüs kanseri yada göğüs iltihabı olan kişilerde koltuk altındaki lemf bezleri şişmektedir. Süt yapımı için gerekli hormon olan prolaktin bebeğin emmesiyle birlikte hipofiz ön lobundan salğılanarak kan seviyesi yükselmekte ve süt yapımı başlamaktadır. Prolaktin geceleri daha fazla salğılanmaktadır. Bu nedenle gece emzirmeleri süt yapımını daha fazla artırmaktadır.

GÖĞÜS GELİŞMESİ

                                       

        Göğüs gelişmesi daha anne karnında iken embriyo altı haftalık iken başlamaktadır. Göğüs ilk başalangıcı süt hattı denilen derinin kalınlaşmaya başlamısıyla oluşmaktadır.  Fetus altı aylık doğdugunda ise kalınlaşma ise koltuk altından kasığa doğru uzamaktadır. Kısa zamanda bu kalınlaşma azalır ve her iki göğüste meme tomurcuğu oluşmaktadır. Fetus altı aylık olana kadar erkek ve kızda meme gelişimi aynıdır. Fetus dişi  ise  altıncı aydan itibaren meme tomurcukları içeriye doğru 15- 20 sert hücre kolonu büyümeye başlamaktadır. Bu kolonlar salğı yapan bezlere dönüşmektedir. Sekizinci haftada ise kolonlar boşalır ve  süt kanalları oluşur. Bu olaydan sonra adet dönemide kadar hiç bir gelişim olmaz. Daha sonra göğüs gelişimi 10- 11 yaşında tekrar başlar. Yumurtalıkların östrojen hormonu salgılamasıyla birlikte meme bağ dokusu daha fazla artmaktadır. Göğüs gelişimi ergenlikten sonra normal büyüklüğüne ulaşmasıyla işlevini tamamlamış olur.Göğüsün esas işlevi doğumdan sonra emzirme döneminde başlamaktadır. Gebelik sırasında süt bezleri şişmeye başlamakta ve süt kanalları oluşmaktadır. Pek çok kadında ise adet döneminde ağrı ve şişlik olmaktadır. Bunun sebebi ise hamileliğe hazırlık için göğüs içinde büyüme gösteren süt bezleridir. Eğer gebelik olmazsa göğüs tekrar eski haline dönmektedir. Göğüs yapısındaki bu değişiklikler kadınların hormonlarının kandaki sevyelerinin artıp ve azalmasına bağlıdır. Eğer gebelik olursa bu hormonlara bağlı olarak göğüs içerisinde süt bezleri ve süt kanalları büyümeye ve çoğalmaya başlamaktadır.

GÖĞÜS KÜÇÜLTME ANESTEZİ

Göğüs küçültme ameliyatı genel anestezi ile yani hasta tamamen uyutularak yapılır. Damardan yapılan anestezik ile başlayarak kolunuza bir serum takılır ve daha sonra verilecek ilaçlar da bu iğneden verilir.

 

Anestezi ile uyumaya başlayan hastaya nefes borusunda akciğere tüp takılarak anestezi ve oksijen gazı verilir. Hastanın kalp atışı, nabız, tansiyon ve kan-oksijen satürasyonu gibi değerleri bilgisayarlı monitörden sürekli izlenebilmektedir.

 

Genel anestezi ile yapılan göğüs küçültme ameliyatı hastanın ameliyathaneye alınması, anesteziye başlanması, ameliyat sonrası uyanıp ameliyathaneden çıkması dört saat sürebilmektedir

GÖĞÜS KÜÇÜLTME AMELİYAT ÖNCESİ

 

 

                                                                                                                                                             Göğüs küçültme ameliyatı öncesinde hastayla görüşülerek ameliyatın riskleri, ameliyat sonrasında kalacak izleri ve göğüs boyutlarının ne derecede küçüleceği ayrıntılı olarak hastaya anlatılır.

            Operasyon öncesinde hastanın kan biyokimyası, tam kan tahlili, kan şekeri, böbrek-karaciğer fonksiyonları, akciğer testi gibi rutin laboratuvar incelemeleri yapılır. Özellikle meme kanseri riski taşıyan kişilere mamografi ve göğüs ultrasonografisi yapılır. Kaser riski taşımasa bile 40 yaş üzerindeki kişilere mamografi yapılmalıdır.

GÖĞÜS KÜÇÜLTME AMELİYAT İZLERİ

Göğüs küçültme ameliyat sonrasında göğüs başı halkası etrafında bu kısımdan aşağı inen ve göğüs altında yatay bir çizgi halinde inen ters T şeklinde bir iz kalmaktadır. Bu izler önceden pembe renkte olurlar ve yaklaşık 6-12 ay içinde beyazlaşarak azalmaya başlarlar.

            Göğüs küçültme ameliyatlarından sonra kalacak izlerin belirlenmesi mümkün değildir. Bu izler kişiden kişiye göre değişir. Çünkü deri kenarları çok gergindir. Gerginlik de izi artıran faktörlerdir. Meme dikliği ve gerginliği dikkate alarak ameliyat izleri en aza indirebilir.

            Yara iyileştikten sonra izleri azaltmak için kortizonlu kremler ya da silikon jel tabaka uygulanabilir.

GÖĞÜS KÜÇÜLTME

            İnsanlara rahatsızlık veren ve çeşitli sebeplerle aşırı şekilde büyüyen göğüsler için göğüs küçültme ameliyatı yapılır. Aşırı büyümeye sebep olan faktörler; hormonal sebepler, genetik sebepler, aşırı kilo alma ve hamileliktir. Ayrıca göğüs büyümesi birçok rahatsızlık da vermektedir. Bunlar; göğüs altında pişik, sütyen askısının omzu çökerterek çukur yapması, omuzda çökme, boyun, omuz ve sırt ağrılarıdır.

            Göğüs küçültme esas olarak göğsün belli kısımlarından meme ve deri dokusu çıkarılarak yapılır. En geçerli cerrahi yöntemi ameliyattır. Göğüs küçültme yapılırken aynı zamanda göğüs dikleştirme de yapılır. Göğüs küçültme ameliyatlarında göğüs dokusu çıkarılarak süt kanallarının büyük kısmı kesildiği için ileride bebek düşünülüyorsa emzirme problemi olabilir.

            Hamilelik sonrasında göğüsler aşırı şekilde büyüyebilir. Gebelik sonrasında alınan kiloların verilememesi halinde göğüsler büyüklüğünü korurlar. Göğüs küçültme ameliyatının yapılabilmesi için süt kesildikten en az 6 ay geçilmesi gerekir.

            Göğüs küçültme ameliyatı onsekiz yaşından küçüklere yapılmaz. Ameliyat sonrasında göğüs üzerinde T şeklinde bir iz kalabilmekte ve 6 ya da 12 ayda bu iz beyazlaşarak azalmaktadır.

MEME ANATOMİSİ

Meme şekil itibarıyla göz yaşı damlası ya da başka bir deyişle konik yapıda modifiye ter bezidir. Meme dokusu köprücük kemiğinin hemen altından sütyen çizgisine ve göğüs kemiğinden koltuk altına kadar uzanmaktadır. Göğüs süt bezleri ve süt kanallarından lif dokusundan oluşmaktadır. Süt dokuları lob adı verilen gruplarda toplanmaktadır. Yaklaşık 15-20 lob bir memeyi oluşturmaktadır. Meme dokusu içerisinde kas dokusu yoktur. Mimor adı verilen iki kas göğüsün altındaki kaburgalara bağlıdır. Meme dokusunun beslenmesi üç ana kaynaktan oluşmaktadır. Arteria, mamaria ve interna %60 oranında memeye kan akımı sağlamaktadır. Kalanı ise aretria interkostalis adı verilen damarlardan gelmektedir. Damarda kan ile beraber sıvısı da vardır. Bu sıvıda damar duvarlarından sızarak hücrelerin arasındanki boşlukta birikmektedir. Bu kanallar boyunca, lenf sıvısı lenf bezi adı verilen organlar tarafından süzülmektedir. Memenin üst kısmı innervasyonu C3 ve C4 sinirlerinen kaynaklanırken, alt kısmı ise interkostal sinirlerden oluşmaktadır.

MEME BÜYÜTME

 

 

                                                                                                                                                  Küçük göğüslü bayanların günümüzde en çok tercih ettikleri ameliyatlardan birisi silikon jel protezlerle yapılan meme büyültme ameliyatlarıdır. Silikon jel meme protezleri sayesinde küçük olan meme dolgunlaştırılarak daha iri, daha dolgun ve estetik açıdan daha güzel görünümlü meme oluşuturulur.

            Silikon jel meme protezleri üç değişik yerden yapılan kesilerle yerleştirilir. Meme altı kıvrımı, meme ucu ve koltuk altı kıvrımı alanlarından yapılan kesilerle silikon, göğüs kasının altına ya da meme altına yerleştirilir. Yaklaşık 1 – 1,5 saat süren bu operasyon genel anestezi altında yapılır. Ameliayt sonrasında memelere pansuman uygulanır ve özel sütyen kullanır. Oluşacak ağırlar için de ağrı kesici tedavisi başlanır ve bu ağrılar iki gün içinde kaybolur. Hafif derecede memelerde şişme ve renk değişikliği görülebilir. Bunlar da birkaç gün içinde kaybolacaktır. Ameliyat izleri yaklaşık 6 -12 ay içinde kaybolur.  

            Meme büyültme operasyonu içi boşalmış memeler, doğum sonrası küçülmüş ve yapısal itibariyle küçük olan memelere uygulanır.

            Meme büyültme ameliyatının en önemli riski; meme şeklinin bozulatak aşırı sert şekilde ele gelmesidir.

            Meme büyültme ameliyatının fiyatı ise memenin sarkık olup olmadığına ve protezin kalitesine bbağlı olarak değişmektedir.

GÖĞÜS PROTEZİ

Göğüs büyütme ameliyatı meme dokusu arkasına yerleştirilensilikon jel yapısında olan meme protezi ile yapılmaktadır. Meme büyütme için kullanılan meteryaller silikon protezlerdir. Silikonlar vücut için zararlı  bir madde değildir. Meme protezleri silikon jel ve serum ile dolu olmak üzere iki ana guruba ayrılmaktadır. Serum ile doldurulan protezlerin bazı sakıncaları vardır. Bir süre sonra su buharlaşarak protez hacmi azabilmektedir. Protez içerisinde boşluk olursa çalkalanma sesi yapablir. Su ısı iletimi fazla olduğundan dolayı soğuk ortam üşüme hissi sıcak ortamda ise sıcaklık hissi verilmektedir. Silikon jel protezlerde ise ısı iletimi yok denecek kadar azdır. Kullanılan silikon protezlerin ömrü teorik olarak insan ömründen daha fazladır. Bu nedenle göğüs protezinin değiştirilmesi şart değildir. Silikon göğüs protezi ancak delici cisim batması sonucu  yırtılabilir ve delinebilir veya içindeki jel madde sızabilmektedir. Bu durumda silikon protez çıkartılıp yerine yenisi takılabilmektedir. Silikon meme protezlerinin kansere neden olmadığı ortaya çıkmıştır. Bu konuda tecrübeli bir radyoloğla çalışılması daha uygun olmaktadır. Tüm dünyada en çok tercih edilen silikon göğüs protezleri mentor,mc ghen, pıp marka silikonlardır. Silikon markanızı hekiminize danışabilir ve sorabilirsiniz.

GÖĞÜS BÜYÜTME

 

Göğüs büyütme estetik ameliyatı, en iyi şekilde silikon jel göğüs protezi ile gerçekleştirilmektedir. Göğüs büyütme konunda ki ameliyat talepleri oldukça artmış durumdadır. İnternetin bunun üzerinde çok fazla etkisi olduğunu düşünmekteyiz. 

Göğüs, şüphesiz kadınlığı temsil eden en önemli organlardandır. Bazı durumlarda küçük olmasından şikâyet edile bilir ve bunun için büyütme ameliyatları yapılabilir. Büyütme işleminde silikon protez kullanılır. Bütün kadınlar göğüslerinin güzel görünmesini ister. Gelişme bozukluğuna bağlı olarak göğüslerden biri küçük ya da ikisi birden küçül olabilir ya da doğum sonrası sarkmalar ve küçülmeler ortaya çıkabilir. Bunun için göğüs büyütme işleminde en geçerli ve kalıcı yöntem olarak bilinen silikon jel protezleri kullanılarak göğüs büyütme estetik ameliyatı yapılabilir. Bunun gibi şikayetlerde göğüs büyültmeyi ve dolgunlaştırmaya sağlayan girişimler ile daha dolgun, daha iri, estetik açıdan kişiyi tatmin eden, güzel görünümlü göğüslere kavuşulabilir. Bunun için ise en kolay ve kalıcı olarak silikon meme protezi kullanılır. 

Merak edilenlerden biride ameliyat dışında bir yöntemin olup olmadığıdır. Fakat şuan kullanılan göğüs büyütme yöntemi sadece göğüs protezi kullanılarak yapılan ameliyatlı yöntemdir. Bunun dışında piyasada bunu gerekleştirdiğini söyleyen bazı kremler yada ilaçlar satılmaktadır. Uzmanlar bunarla güvenilmemesi konusunda bayanları uyarmaktadır. Çün kü bu ilaçlar hormon içermekte ve ilaç kullanımı kesildikten sonra meme eski haline geri dönmektedir. Son olarakta yağ enjeksiyonu aktarımı ile sağlanan meme büyütme yönteminin işe yaradığı konusunda söylemler vardır ki başlangıç için belki tatmin edici olabilir fakat enjekte edilen yap eridikten sonra göğüs eski haline geri dönmektedir. Ayrıca yapılan enjeksiyon nedeniyle iltihaplanma riski de ortaya çıkabilir. 

Ameliyat ile yani protez kullanılarak yapılan meme büyütme için kişilerin 18 yaşını geçmesi gerekir. Doğumdan önce bu silikon uygulanabilir ve emzirme esnasında hiçbir problem oluşturmaz. Ameliyattan önce memelerin resmi çekilir ve bilgisayar ortamında nasıl bir uygulama yapılacağı saptanır. 40 yaşının altında olan bayanlar için meme ultrasonu, 40 yaş üstü bayanlar için ise mamografi istenir. Bunun nedeni meme de herhangi bir hastalık olup olmadığının araştırılmasıdır. 

Peki kadınlar ne kadar boyuta memelerini büyütebilirler? Bunu belirlemede kişinin isteği, memelerin boyutu, göğüs kafesinin büyüklüğü, hastanın kilosu ve boyu önemli faktörlerdir. Sonuçta vücuda orantısız bir büyüklükte memeye sahip olmakta akıl işi olmayacaktır. Sonuç olarak yapılan araştırmalar sonucu en ideal protez boyutuna karar verilir. 

Protezlerde kendi aralarında çeşitlere ayrılabilir. İçeriklerine ve şekillerine göre değişen protezler, kişinin ihtiyacına göre kullanılır. Protezlerin içlerindeki sıvılar farklılık gösterebilir. Hasta hangi tür protezi kullanmak istediğine karar verebilir. 

Protezin yerleştirildiği toplamda 3 bölge vardır. Birinci meme başı ikincisi koltuk altı ve son olarakta memenin alt çizgi kısmıdır. Silikon koltuk altından bir kesik açılarak, meme ucundan bir eksik açılarak ayda meme çizgisinden bir kesik açılarak yerleştirilebilir. 

Ameliyattan sonra hastanede kalma süresi sadece 1 gecedir ertesi gün kesi yapılan bölge pansuman edilerek hasta taburcu edilir ve 15 gün sonra dikişler alınmak üzere çağırılır. Ameliyattan sonra ödem oluşmasından ötürü meme daha büyük gözükebilir fakat ödem geçtikten sonra meme istenilen büyüklüğe kavuşmuş olur. Eve çıkıldığında ağrı ya da gerginlik hissedilebilir. Ağrılar ağrı kesiciler kullanılarak giderilir. Hasta sırt üstü ve sırt kısmı biraz yükseltilmiş şekilde yatmalıdır. Göğüslerin üzerine kesinlikle bir baskı uygulanmamalıdır. Erken dönemde bazı komplikasyonlar görülebilir. Kanama yada iltihaplanma gibi. Bunlar halledilebilir sorunlardır. Hastaların bundan dolayı kaygı duymalarına gerek yoktur. Sonu olarak memenin tam şeklini alması yaklaşık olarak 3 ay gibi bir süreyi kapsayabilir. Bayanların sabırlı olması tavsiye edilir.

DEVİASYON AMELİYATLARI

Kanuni Sultan Süleyman’ın 1500′ lü yıllarda söylediği şu beyit rahat nefes almanın ve sağlığın ne derece önemli olduğunu çok güzel özetliyor; ”Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi. Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi..” Yüzyıllardır bu manidar söz dilimizde yer etmiş ve biz hekimler de ”bir nefes sıhhat” in bilincinde hastalarımıza şifa vermeye elimizden geldiğince gayret göstermekteyiz.

Nefes almanın öneminin farkında ve binlerce burun ameliyatı yapmış bir kulak burun boğaz ve yüz estetik cerrahisi uzmanı olarak, geçmişten günümüze kazandığım birikim ve tecrübelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum…

Burun orta kısmı; önde kıkırdak, arkada kemik bölümden oluşan bir yapıdır. Deviasyon ise; burun orta kısmındaki kemik ya da kıkırdak bölümün sağa veya sola kaymasıdır. Halk arasında ”burnumda kemik yada kıkırdak varmış” denilen olay aslında budur.

Deviasyon son derece sık görülen bir durumdur. Ancak çoğu kez burun fonksiyonlarını bozacak şiddette olmadığından, hastalar tarafından farkedilmeyebilirler. Genellikle rutin Kulak Burun Boğaz muayenesi sırasında ortaya konulup hastalara söylenir.

Burundaki kenik yada kıkırdak eğikliğinin (deviasyonun) ortaya çıkmasının en sık sebebi; önceden burna alınınan travmalardır. Tek sebep bu olmasa da ve hastaların bir kısmı bu travmayı hatıralamasalarda, bebeklik yada küçük çocukluk döneminde alınan ve akla gelmeyen bu darbeler deviasyonun en sık sebebi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun dışında çocukluk döneminde var olan ve tedavi edilmeyen geniz eti varlığı, burunda polip gelişimi vs… gibi bir çok sebep de deviasyona yol açabilir.

Deviasyon hastaları sıklıkla bize burun tıkanıklığı, burundan rahat nefes alamama şikayetiyle başvurular. Genellikle travma sonucu oluşan deviasyonlarda, burun tıkanıklığı ile birlikte burunda şekil bozukluğu da ortaya çıkar.

Burun tıkanıklığı ve şekil bozukluğu dışında, deviasyonu olan hastalar şiddetli baş ağrısı, horlama, koku alma bozukluğu, tekrarlayan burun kanamaları, burunda kabuklanma, sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirme ve bunun sonucunda sık sinüzit atakları ortaya çıkması gibi şikayetlerle bize başvururlar.

Bize baş ağrısı ile başvuran hastalarda Göz, Nöroloji, Fizik Tedavi muayeneleri sonrası bu bölümlerde başağrısıyla ilgili bir sebep bulunamamışsa, yaptığımız ayrıntılı Kulak Burun Boğaz muayenesi sonrası, baş ağrısının genellikle deviasyona ya da deviasyonun eşlik ettiği sinüzite bağlı olduğunu görüyoruz. Unutulmamalıdır ki; bazen sadece deviasyonun varlığı bile sinüzit olmasa dahi baş ağrısı yapabilir.

Horlama şikayetiyle başvuran hastalarda bazen tek başına deviasyon, horlamanın sebebi olabilmektedir. Bu durumda deviasyonun düzeltilmesi horlamanın ortadan kalkmasını sağlayabilir.

Deviasyonun eşlik ettiği kalp ve akciğer hastalığı olanlarda deviasyonun ortadan kaldırılması daha da önem kazanmaktadır. Horlamayla birlikte ya da horlama olmaksızın, deviasyonun eşlik ettiği kalp hastalığı veya akciğer hastalığı olanlarda, deviasyon ameliyatı sonrası rahat nefes almanın sağlanması, hastalarının yaşam kalitesini belirgin ölçüde arttirmaktadır.

Koku alma bozukluğu ile başvuran kişilerde yaptığımız ayrıntılı muayene sonrası bunun sebebinin bazen deviasyon olduğunu saptıyoruz. Koku alma bozukluğunun deviasyona bağlı olduğu durumlarda, yaptığımız deviasyon operasyonunun, hastanın şikayetlerinde düzelme sağladığını görüyoruz.

Tekrarlayan burun kanaması şikayetiyle bize başvuran hastalarımızda, bunun sebebinin bazen deviasyona bağlı olduğunu görebilmekteyiz. Deviasyon ameliyatı sonrası burun kanamalarının büyük ölçüde ortadan kalktığını saptıyoruz.

RİNOPLASTY

Rinoplasty burun estetiği; kemik ve kıkırdakların yapısını değiştirerek burna yeni bir şekil vermeye denir. Burnun daha estetik görünmesi için bazen de kemikleri ve kıkırdakları kesmek veya tam tersi eksik yerlerini tamamlayarak ve şekillerini değiştirmek de gerekmektedir. Rinoplasty estetik burun ameliyatı estetik cerrahinin en zor bilinmezleri olan ameliyatlar arsındadır. Burun ameliyatı cerrahi ameliyatlarının en zorudur. Çünkü burun kapalı bir kutu gibidir.

 

Burun ameliyatında bilinmezlikler olduğu için burnun yapısını oluşturan kıkırdaklar ve kemik yapıları birbirinden bağımsız olduğundan dolayı iyileşme süresinde kişiye göre farklılık yaratabilir. Bu nedenle ameliyat sonrasında ikinci bir düzeltme ameliyatı yapılan rinoplasty estetik ameliyatıdır. Bu tarz ameliyatlar iyi yapıldığında çok iyi sonuçlar vermektedir. Rinoplasty ameliyatı teknik olarak açık ve kapalı olarak iki şekilde yapılmaktadır. Kapalı teknikte bütün kesimler burun içerisindedir. Cerrahlar içeriden ameliyatı tamamlarlar. Açık teknikte ise burun ucundan 3 mm veya 4 mm kesim yapılmaktadır. İki teknik arsındaki fark; cerrahın ameliyata hakimiyeti ile ilgilidir. İki teknik arasındaki farklılık bu ameliyatı yapan cerrahlar arsında da hep tartışma konusu olmuştur. Ama bu konu hakkında bir karara varılmamıştır. Açık yapılan teknikte revizyon ihtimali daha düşüktür. Açık teknikte en büyük soru işareti burun ucunda iz kalması bu izde iyi bir ameliyatla nerdeyse belirsiz olmaktadır. Birçok hastada bu izi rinoplasty ameliyatından sonra unutmaktadır. Her cerrahında kendine göre bir yöntemi vardır. Bu yöntemle de en iyi sonucu almak mümkündür.

SİNÜZİT TEDAVİSİ

Sinüslerin iltihabı anlamına gelen Sinüzit Türkiyede her yıl yaklaşık 15 milyon insanı etkileyen yaygın bir sağlık problemidir. Romatizma ve yüksek tansiyondan daha fazla görülmekle birlikte, Şeker hastalığından ve kalp yetmezliğinden daha fazla hayat kalitesini bozmaktadır. O kadar ki; yaşam kalitesini fiziksel ve fonksiyonel açıdan bozmakla kalmaz, psikolojik olarak ta hastaları etkileyen ciddi bir hastalık olarak karşımıza çıkar.
SİNÜZİT HAKKINDA GERÇEKLER;

-Her yıl erkeklerin % 16 sını,bayanların %21 ini etkiler.

-Sinüzite bağlı ciddi iş gücü kaybı olmaktadır; Amerikada yapılan bir araştırmada sinüzitin yıllık 73 milyon $ dan fazla iş gücü kaybı ortaya çıkardığı tespit edilmiştir.

-Kronik sinüziti olan hastalar, bu hastalığı olmayanlara göre en az iki kere daha fazla doktora gitmektedir ve en az beş kez daha fazla ilaç tedavisi almaktadır.

BURUN TIKANIKLIĞI

Burun insan sağlığı için en önemli organlardan biridir. Sağlıklı bir solunum fonksiyonu ve sağlıklı bir vücut için burundan soluk alıp vermek esastır. Burun sadece havanın girip çıktığı bir organ değildir. Burnun nefes alıp verme fonksiyonu yanında, havanın nemlendirilmesi, ısıtılması, koku alma fonksiyonları ve orta kulağın havalandırılması da vardır. Burun tıkanıklığı uzun süreli olduğunda başka sağlık sorunları mutlaka bunu izleyecektir. Kısaca burun tıkanıklığı hastanın hayat kalitesini bozmakla kalmaz zamanında müdahale edilmediği taktirde sağlığını da bozar.

Burun tıkanıklığı olan hasta şikâyetleri nelerdir

+Devamlı ağız solunumu yapmak zorunda kalır; Sık tekrarlayan boğaz enfeksiyonları olur ve müzminleşmiş farenjit gelişir.
+Horlama ve uyku bozuklukları gelişir
+Akciğer ve Kalp problemlerini ağırlaştırır
+Sabahları ağız kuruluğu gelişir
+Cinsel fonksiyon bozuklukları olur
+Psikolojik sorunlar gelişmesine yatkınlık olur
+Ses kalitesi bozulur ve burundan konuşma gelişir
+Çocuklarda geceleri altını ıslatma problemleri olur

Görüldüğü gibi burun tıkanıklıkları insanın hayat kalitesini ciddi oranda bozmaktadır.

BURUN TIKANIKLIĞI NEDENLERİ !

+Burun kemiğinde kayma (Deviasyon) olması

Burnumuzun ortasında burnu sağ ve sol olmak üzere ikiye ayıran kıkırdak bölmeye septum denir. Bir çadırın direği gibi burnun direğidir. Bu kıkırdak yapıdaki eğiklikler burun deliklerindeki hava deliklerini daraltarak nefes almayı engelleyebilir.

+Alt burun etlerinin (konka) büyümesi

Alt burun etleri her insanda var olan, soluduğumuz havayı ısıtan, nemlendiren ve temizleyen burun içi dokulardır. Bu dokular bazen çeşitli sebeplerle aşırı büyüyebilir ve burun kanallarını daraltabilir.

+Burun çatısında daralma(valv daralması)

Doğuştan olan bir sorundur. Burun dıştan mandalla sıkılmış gibi görünür.

+Geniz eti büyümesi

Çocukluk çağı burun tıkanıklıklarının en önemli sebebidir. Çocuğun büyümesini, gelişmesini olumsuz yönde etkileyebilir. Bazen işitme problemlerine de yol açabilir.

+Yaygın burun içi polipleri

Bünyenin yaptığı rahatsızlıktır. Üzüm tanesi gibi şeffaf ve içi su ile dolu et parçacıklarıdır.Bu sebepler tek tek veya birliktelik göstererek burun tıkanıklığına sebep olur.

BURUN TIKANIKLIKLARINDA YAPILAN TEDAVİLER !

+Burun kemiği düzeltilmesi ( Deviasyon Ameliyatı ) :

Bu yaklaşık yarım saatlik bir ameliyattır. Zor bir ameliyat değildir. Hastanede gecelemeyi gerektirmez. Ertesi gün rutin günlük hayata dönülebilir.

+Alt burun etlerinin küçültülmesi :

Burun etleri vücut için faydalı olduğundan ötürü bu etler tamamen alınmamalı sadece işlevselliği yitirilmeyecek boyuta getirilmelidir. Son zamanlarda bu işlemi gelişen teknoloji yardımı ile daha kolay bir şekilde yapıyoruz. Burun etlerinin içerisine ses dalgaları vererek küçültme işlemini gerçekleştiriyoruz. (Radyo frekansı). Bu işlem muayenehane şartlarında bile ağrısız, tamponsuz ve kansız yapıyoruz.
+Burun çatısının açılması (valv cerrahisi) : Estetik burun cerrahisi ile mümkün olur.
+Geniz eti alınması : Genel anestezi ile hastane şartlarında yapılan kısa bir ameliyattır.
+Burun içi poliplerinin tedavisi : Poliplerin tedavisinde hem ilaçlar hem de endoskopik ameliyatlar yapmaktayız.